Mahkemesi : Alanya İş Mahkemesi
Tarihi : 20/02/2014
Numarası : 2010/154-2014/143
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işyerinde 19/06/2007 -12/03/2010 tarihleri arasında banko görevlisi olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, haftada 6 gün (08.00-22.00) saatleri arasında çalıştığını bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının istifa ederek işten ayrıldığını ve başka bir alacağının da bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalının ıslah dilekçesine karşı yapmış olduğu zamanaşımı savunmasının dikkate alınıp alınmayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def'i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeleri uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, dava dilekçesi incelendiğinde davanın belirsiz alacak davası olarak değil, kısmi dava olarak açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı 30.01.2014 tarihinde davasını ıslah etmiştir. Islah dilekçesi davalı tarafa 12.02.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından ıslah dilekçesine karşı doğrudan zaman aşımı savunmasında bulunulmamış ise de, 11.10.2013 havale tarihli bilirkişi raporu davalıya 07.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı 08.11.2013 tarihinde bilirkişi raporunda yazılı alacakların zamanaşımına uğradığını bildirerek zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Yine mahkemece davacıya davasını ıslah etmek için süre verilen 16.01.2014 tarihli duruşmada davalı, önceki beyanlarını tekrar ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, zamanaşımına uğrayan alacak olup olmadığını tespit etmek için ek bilirkişi raporu alınmadan zamanaşımı savunmasında bulunulan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda karar verilmiştir. Ancak, kısmi dava olarak açılmış davada ıslah tarihi itibarıyla bazı alacaklar zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı savunması değerlendirilmek suretiyle hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı savunması dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olması isabetli olmayıp bozma nedenidir.
3- Davacının fazla mesai ve genel tatil ücretleri hesaplanırken dosya arasında bulunan ve davacının imzasını taşıyan bazı bordrolarda NFM (normal fazla mesai) ve RTM (resmi tatil mesaisi) başlıklı sütunlarda bir kısım tahakkukların bulunduğu ve bu tahakkukların hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilgili alacaklara ilişkin olarak yapılan hesaplamada dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, yukarıda belirtilen NFM ve RTM başlıklı sütunlarda tahakkuk olması durumunda, ilgili aya ilişkin olarak yapılan fazla mesai ve resmi tatil hesaplamasında bu ayların dışlanmasıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeden fazla miktarda fazla mesai ve genel tatil alacağına hükmedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy