Mahkemesi : Bursa 9. İş Mahkemesi
Tarihi : 07/02/2014
Numarası : 2013/55-2014/41
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2.Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 07/02/2000-30/06/2013 tarihleri arasında çalıştığını, sözleşme devam ederken 07/11/2012 tarihinde kıdem tazminatı avansı olarak 15.272,00 TL ödeme yapıldığını, daha sonra aralıksız olarak çalışmasına devam ederken 30/06/2013 tarihinde ihbar öneline uyulmadan işten çıkarıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davacının 07/02/2000-10/11/2012 tarihleri arasında çalıştığını, Tekirdağ ili, Çerkezköy İlçesinde ev yaptırdığını, 2013 yılı yaz ayında oraya yerleşeceğini bildirdiğini, 10/11/2012 tarihinde işten ayrılıp kıdem tazminatı almak isteyen davacının daha sonra tekrar işine devam etmek istediğini beyan etmesi üzerine kendisi ile belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığını, 30/06/2013 tarihine kadar kapıcılığa devam etmesinin kararlaştırıldığını, 8 ay sonra kendisinin bu durumu bilerek işi bıraktığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasında yazılı iş sözleşmesi bulunmadığı halde sonradan 13/11/2012-30/06/2013 tarihlerini içeren (davalı taraf sadece yazılı sözleşmenin bitim tarihine itiraz etmiştir) yazılı sözleşme imzalanması, bu sözleşme öncesi davacının kıdem tazminatının eksiksiz olarak ödenmesi, adı geçenin Çorlu İlçesinde ev satın alması ve okulların kapanması ile birlikte taşınması hususları davalı tanıklarının beyanlarını teyit etmesi karşısında taraflar arasında sözlü olarak aktedilen iş sözleşmesinin 10/11/2012 tarihinde tarafların anlaşması (ikale) ile sonuçlandırıldığı, davacının çocuklarının eğitimi sebebi ile ikinci ve geçici iş sözleşmesi yapıldığı, birinci hizmet süresi sonunda kıdem tazminatının tarafların anlaşması sonucu eksiksiz olarak ödendiği, iş akdinin davacı tarafından sonlandırılmasına rağmen ihbar süresinin kullandırıldığı, ikinci hizmet sözleşmesinin ise belirli süreli olması sebebiyle ihbar süresi doğurmayacağı ve çalışılan süre itibariyle kıdem tazminatına hak kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı iş sözleşmesinin 10.11.2012 tarihinde karşılıklı anlaşarak ikale ile sonlandığını iddia etmiştir. Mahkemece davacı feshine rağmen davalının ihbar öneli verdiği kabul edilmiş ise de, fesih bildirim tebligatı başlıklı belgede 20.09.2012 de 4 haftalık ihbar öneli tanınarak sözleşmenin 20.10.2012 tarihinde feshedileceğinin bildirildiği, davacının karşılıklı anlaşma iddiasına rağmen imzadan imtina ettiğini yazılı olduğu yine 20.09.2012 tarihli Bursa 21.Noterliği ihtarnamesinde ise site sakinleri ve yönetiminde davacı yönünden genel bir memnuniyetsizlik bulunduğu, görevlerini tam olarak yerine getirmediğinden dolayı bir aylık ihbar öneli tanınarak sözleşmesinin 20.10.2012 tarihinde feshedileceği bildirilmiştir. Görüldüğü üzere davalının karşılıklı anlaşma ikale ile sözleşmenin ilk dönem 10.11.2012 tarihinde sona erdirildiği iddia edilmesine rağmen davalı tarafından gönderilen noter ihtarnamesi ve imzadan imtina edildiği belirtilen tebligatta sözleşmenin davalı tarafından 20.10.2012 tarihinde feshedileceği belirtilmektedir. Davalı anlaşma ile sözleşmenin 10.11.2012 tarihinde feshedildiğini beirtmiş ise de banka dekontunda kıdem tazminatı ödemesinin 05.11.2012 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Diğer yandan anlaşma iddiası ve davacı sözleşmenin feshedileceği bildirilmesine rağmen savunmalarında karşılıklı anlaşma ile iş ilişkisini sürdürdüğünü ifade etmiştir. Davacının kendisine yapılan kıdem tazminatı ödemesinin de anlaşma iddiasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürerek tahsil ettiği görülmektedir. Davalının iddiaları davacı tarafından kabul edilmediği gibi ikale iddiası davalının kendi fesih bildirimleri ile ve daha anlaşma olmadan kıdem tazminatı ödemesinin 05.11.2012de banka hesabına yatırılması işlemi ile de çelişki içindedir. Ayrıca 10.11.2012 tarihinde sözleşmenin feshedildiği, 13.11.2012 tarihinde yeni sözleşme ile yeni iş ilişkisi kabul edildiği halde sigorta hizmet dökümünde davacının kesintisiz çalıştığı görülmektedir. Anılan çelişkiler nedeniyle ikale iddiasına itibar edilmesi hatalıdır. Sözleşme ihbar öneli tanınarak davalı tarafından feshedilmiş ise de tarafların anlaşması halinde fesih bildiriminden dönülmesi mümkündür. Nitekim olayımızda olduğu gibi davalı sözleşmenin 20.10.2012 tarihinde sona ereceğini bildirmesine rağmen sözleşme ilişkisi davalı iddiasına göre 10.11.2012 ve davacı iddiasına göre ise kesintisiz 30.06.2013 tarihine kadar devam etmiştir. 12.11.2012 tarihi sonrası davalı savunmasına göre belirli süreli düzenlenen sözleşme davacı tarafından kabul edilmediği gibi sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihlerine ilişkin tarih değişikliği kısımlarında davacı imza veya parafı da bulunmamaktadır. Sözleşme fotokopi belge niteliğindedir ve davalı savunmaları ile de çelişki içerisindedir. Bu hali ile sözleşmeye itibar edilmesi de mümkün değildir.
Dosya kapsamına göre davalının sözleşmeyi haksız olarak eksik ihbar öneli vererek feshetmesine rağmen tarafların sözleşmeyi yaza kadar uzatma konusunda anlaşarak sözleşme ilişkisini devam ettirdikleri, ikale iddiasının usulünce ispatlanamadığı, kıdem tazminatı ödemesinin avans niteliğinde olduğu, 12.11.2012 tarihli sözleşmenin davacıya aidiyeti veya yeni bir sözleşme niteliğinde olduğu ispatlanamadığı gibi yapılan işin niteliği itibariyle belirli hizmet sözleşmesinin objektif unsurlarını da taşımadığı anlaşıldığından yapılan avans ödemesinin yasal faizi ile hesaplanarak tüm hizmet süresi üzerinden hesaplanacak kıdem tazminatından mahsubu ve ihbar tazminatının da kabulü gerektiği dikkate alınmaksızın yazılı gerekçeyle kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy