Mahkemesi: Bursa 1. İş Mahkemesi
Tarihi: 10/04/2014
Numarası: 2013/528-2014/260
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalıların vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalı Belediye'ye ait işyerinde alt işverenler işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların temyizi üzerine Dairemizin 04.09.2013 tarihli ilamı ile özetle,”...Davacı 01.01.2007 tarihinden itibaren çalıştığını iddia etmiş, davalı Belediye Başkanlığı ise, davacının 17.05.2007 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını savunmuştur. Mahkemece davacının 01.01.2007 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa davacının SSK Sigortalı Hizmet Dökümü Cetveline göre 17.05.2007 tarihinden itibaren işyerinde çalışmaya başladığı görülmektedir. Dinlenen davacı tanıklarının da davacının işe başladığı tarih konusunda kesin beyanları bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının SSK Sigortalı Hizmet Dökümü Cetvelinde hizmet başlangıç tarihi 17.05.2007 olduğu halde hesaplamanın 01.01.2007 tarihinden itibaren yapılmış olması hatalıdır.
Dosya içerisinde davacının 19.10.2007 tarihli işyerinden istifa etmek suretiyle ayrıldığına ilişkin istifa dilekçesi ve aynı tarihli ibraname mevcuttur. Davacıdan bu iki belge hakkında açıklama alınmadan ve bu iki belge 10.10.2010 tarihli fesih bildirimi ile birlikte değerlendirilmeden kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş, davacının bu konudaki açıklamaları dinlenerek ve bu üç belge değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Kabul şekli bakımından da dosyadaki bilgi ve belgelere göre mahkemece davalı tarafından davacının iş sözleşmesinin ihale bitimi nedeniyle sona erdirildiği kabul edildiğine göre davacıya tebliğ edilen 10.10.2010 tarihli fesih bildiriminde, "taahhüt işi sona erdiğinden 31.12.2010 tarihinde çıkışının verileceği" yazılı olmakla usulüne uygun ihbar öneli verildiği düşünülmeksizin ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi de hatalıdır.”gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, ek hesap raporu aldıktan sonra davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ihbar tazminatı talebini reddetmiştir.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamında sözü edilen 19.10.2007 tarihli istifa ile ibranameye 10.10.2010 tarihli fesih ihbarına ilişkin bildirim nedeni ile itibar edilmemiştir. Ancak davacı vekili istifa ve ibraname altındaki imzaya itiraz etmemiş, davacının bordro gibi diğer belgeler ile birlikte imzalamış olabileceğini, içeriğini kabul etmediğini beyan etmiş ise de, davacı taraf bu iddiasını ispat edemediğinden, soyut iddia şeklinde kalmıştır. 10.10.2010 tarihli fesih ihbarı 19.10.2007 tarihli belgelerin geçerli olmadığını göstermemektedir.
Öte yandan işveren, 24.09.2007 tarihinde davacıya tebliğ ettiği fesih ihbarında ihale süresinin 31.10.2007 tarihinde bitecek olması nedeni ile çıkışının verileceğini bildirmiştir. İşçi çıkış bildirim listesinde diğer işçilerin çıkış nedeni işveren feshi olarak gösterilmiş iken davacı dahil birkaç işçinin çıkış nedeni “istifa” olarak yazılmıştır. Davacının 19.10.2007 tarihinden 01.11.2008 tarihine kadar davalılar ya da davalı Belediye'nin diğer alt işverenleri nezdinde kayıtlı çalışmasının olmaması da davacının 17.05.2007-19.10.2007 tarihleri arasındaki hizmet süresinin soyut istifa ile sonaerdiğini göstermektedir. Bu nedenle davacının hizmet süresi, bu süre (17.05.2007-19.10.2007 tarihleri arasındaki süre) dikkate alınmadan tespit edilmeli, işçilik alacakları da buna göre yeniden hesap ettirilerek davalılar lehine oluşan kazanılmış haklar ihlal edilmeden hüküm altına alınmalıdır.
O halde davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 09.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.