Mahkemesi : Kastamonu İş Mahkemesi
Tarihi : 08/05/2014
Numarası : 2013/241-2014/51
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından sendikal nedenle feshedildiğini belirtilen davacı işçi feshin geçersizliğine ve işe iadesi ile sendikal tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili fesih bildiriminde sebep bildirilmemişse de feshin davacının 04.12.2013 tarihli ihtar cezası tutanağına konu eylemleri nedeniyle yapıldığını ve davacının savunmasının da alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 4857 sayılı İ.K'nın 19.maddesinde öngörülen yazılı fesih bildiriminde feshin açık ve kesin nedeninin gösterilmemesinin İ.K.nun 20.maddesi uyarınca feshin geçersizliği sonucunu doğuracağı, dosyadaki fesih bildiriminin gerekçesinin olmaması ve fesih sebebinin açık ve kesin gösterilmemesi nedeniyle feshin geçersiz olduğunun kabulünün gerektiği, davacı tarafça sendikal nedenlerle feshin yapıldığı iddiasıyla 1 yıllık brüt ücret tutarında tazminat talep edilmiş ise de, tanıkların her ne kadar "vardiya amirlerinin davacıya sendika ile ilgili soru sorduklarını ve sendikaya üyelik için imza atmasının sebebini sorduklarını" ifade etmiş iseler de, tam olarak sendikal nedenle işten çıkarıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca davacının 6 aylık ücret tutarında belirlenmesine karar verilirken, sendikal nedenin kabul edilmemesi ve kısmi ret gerekçesi ile davalı yararına maktu vekalet ücretine ve 1/2 oranında yargılama giderlerine hükmedilmiştir.
İşverence yapılan feshin geçerli nedene veya sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine dair kararı isabetli olup davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazları yerinde değildir. Davacı tarafın sendikal tazminata hükmedilmesi hususundaki temyiz itirazına gelince,
Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25'inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağı kuralı getirilmiştir.
İşverenin, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25'inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iş sözleşmesini sendikal nedenlerle feshetmesi halinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18, 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, üyelikten çekilen işçilerden işyerinde çalıştırılmaya devam edenler olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan sendika üyesi işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde Toplu İş Sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Mahkemece yargılama sonucunda feshin sendikal nedene dayandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle sendikal tazminat talebinin reddine karar verilmişse de bu konudaki araştırmanın yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının üyesi bulunduğu sendikadan ve davalı işyerinden yetki tespitine dair kararın ve üye listesinin ne zaman şirkete bildirildiği, sendikanın örgütlenmeye başladığı tarihten fesih tarihine ve yetki tespitinin kesinleşmesine kadar ki süreçte iş akdi feshedilen, işe alınan işçi sayısı ve fesih yapılan sendikalı işçi sayısının diğer iş akdi feshedilen işçilere oranı, fesihler ve üyelikten istifalar var ise hangi tarihlerde yoğunluk kazandığı, istifa edenlerden halen işyerinde çalışmaya devam eden olup olmadığı, olumlu yetki tespitinin işverene tebliğ tarihi ve tespite itiraz edilmişse bu sürecin hangi aşamada olduğu hususlarında ayrıntılı araştırma yapılması gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, an çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İlişkiler Kanunu kapsamındaki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır.
Yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323, 330, Avukatlık Kanununun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 326. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. ve 332. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki tarafta vekalet ücretinden sorumlu tutulacak, vekalet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır.(HMK 323,326. m.)
Ancak, işe başlatmama tazminatının belirlenmesi ve boşta geçen süre için ücret ve diğer hakların ödenmesi, feshin geçersizliğine bağlı ikincil bir sonuçtur. Asıl istek feshin geçersizliği ve işe iadedir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği bu tali sonuçların miktar belirtilmeksizin tespit niteliğinde hüküm altına alınması gerekir. Feshin geçersizliği istemi kabul edilmiştir. İşe başlatmama tazminatının talepten az veya sendikal nedenle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca belirlenmemesi, davalı yararına vekalet ücreti verilmesini gerektirmez. Mahkemece yazılı şekilde davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerinden indirime karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy