Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirtilen davacı işçi feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren Disiplin Kurulu 06.08.2013 tarihinde toplanmış, 2013/3 sayılı karar ile oyçokluğu ile davacının iş sözleşmesinin feshine karar vermiş ve aynı gün fesih yazısı tanzim edilmiş ancak davacı işçiye tebliğine dair kayıt sunulmamıştır.
Davalı işveren ise davanın yasal süresinde açılmadığını savunmuştur. Buna ilişkin olarak da dosyaya sunulan 06.08.2013 tarihli, Disiplin Kurulu üyesi ve aynı zamanda davacı tanığı olan ... tarafından tanzim edilen tutanağa göre, aynı gün davacıya kararın içeriği telefonla bildirilmiş olduğu belirtilmiştir.
Davacı da sendika sekreteri ... ile haricen yaptığı görüşme neticesinde işten çıkarılacağını anlamış olduğunu dava dilekçesinde beyan etmesi karşısında davanın 03.10.2013 tarihinde açıldığı görülmekle fesih bildirim tarihi olan 06.08.2013 tarihinden itibaren 1 aylık yasal süre hesaplandığında en son 06.09.2013 Cuma günü mesai bitimine kadar davanın açılması gerekirken 03.10.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanan yasal 1 aylık sürede açılmadığı görülmüştür.
Kaldı ki davacı, en son 6-8 Ağustos 2013 tarihleri arasında raporlu olduğuna dair sağlık raporu sunmuş, fakat fesih bildiriminin tebliğ edildiği 9 Eylül 2013 tarihine kadar 1 ay 1 günlük süre fark olmasına rağmen bu süreye ilişkin hiçbir kayıt sunulmaması yanında davacının verdiği 18.11.2013 havale tarihli dilekçesinde dahi böyle bir fiili durumun oluştuğunu ve bu fiili durum nedeniyle davacının 1 ay 1 günlük sürede işe gidemediği kabul edilmiştir. O halde en son 9 Ağustos 2013 tarihinde fiili olarak fesih yapılmış olduğu kabul edildiği takdirde dahi davanın 1 aylık yasal sürede açılmadığı açıkça anlaşılacaktır.
Bu nedenle her iki halde de açılan davanın yasal 1 aylık sürede açılmadığı anlaşılmakla dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece feshin geçerli nedene dayandığı belirtilerek sonuca gidilmiş ise de; yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında davanın yasal 1 aylık sürede açılmadığı anlaşılmakla davacının tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, davacıdan harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 23.09.2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy