Mahkemesi : Adana 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 03/06/2014
Numarası : 2013/226-2014/430
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, davalı işyerinde elektrik ustası olarak çalışırken iş akdinin işverene tarafından haklı neden olmadan feshedildiğinden bahisle kıdem tazminatı ve yıllık izin alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdinin alt işveren tarafından feshedildiğini, kendisi hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini, tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının zaman aşımı savunması da dikkate alınarak, davacının iş akdinin dava dışı işveren şirket tarafından haklı neden olmadan feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, davalı yanında 03.10.1997- 30.10.2004 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiştir. Bilirkişi raporunda, SGK kayıtları ve puantaj kayıtları ve davalı vekilinin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 29.01.2002-09.09.2002 ve 01.03.2003-30.09.2003 yıllarındaki çalışmalarının davalı belediyeden ihale alan yüklenici firmalar nezdinde geçtiği; ancak, 03.10.2002-31.10.2002 tarihleri arasında çalışmalarının geçtiği 1077281 sicilli ... Elmak Elektro Mek. Sist. Tic. Ltd. Şti./ ANKARA ünvanlı işyeri ile 12.05.2004-31.10.2004 tarihleri arasında çalışmalarının geçtiği 1...6 sicilli ... Dekor Malz. İnş. Turz. San. Ve Tic. A.Ş./ADANA ünvanlı işyerinin davalı belediyeden ihale ile iş alan yüklenici firmalar olduğu yönünde belirleme yapılamadığı bildirilmiştir. Bu tespite rağmen mahkemece davacının hizmetinin kesintisiz sürdüğünün kabulü ile 03.10.1997- 30.10.2004 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacının kıdem süresi tespit edilerek kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Ancak, dosya içeriğinde bulunan belgelerden anlaşıldığı üzere davacı, 03.10.2002-31.10.2002 ve 12.05.2004-31.10.2004 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığını ispat edememiştir. Davacının kıdeme esas hizmet süresinin bu dönemler dışlanarak tespiti gerekmektedir. Mahkemece, davacının bu kesintilere neden olan ayrılışlarının kıdem tazminatının hak edecek şekilde sona erip ermediği hususlarının araştırarak kıdem süresini ve buna sağlı olarak da alacağını yeniden değerlendirmesi gereklidir. Mahkemece olaya ve oluşa uymayan kabulle yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
3-Davacının yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
6098 sayılı yeni Türk Borçlar Yasasının 147. Maddesinde ise yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Bu kanunun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce muaccel olan yıllık izin alacakları yönünden 4857 sayılı Yasa hükümleri gereği yıllık izin alacaklarında da 5 yıllık süresi hükümleri uygulanacaktır.
İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K).
Somut olayda davacının iş akdi, 31.10.2004 tarihinde feshedilmiş ve yıllık izin ücreti alacağını talep hakkı bu tarih itibariyle doğmuştur. Davacı 04.03.2013 tarihinde davasını açmıştır. Davalı süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde, zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Bilirkişi raporunda; kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı için ise akdin feshi tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, bu nedenle dava tarihi itibariyle yıllık izin ve kıdem tazminatı alacakları için davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle zamanaşımı süresinin dolmadığı bildirerek yıllık izin alacağının tahsil edilebileceğine dair rapor hazırlamış ve mahkemece de bu rapora itibarla hüküm kurulmuştur.
Genel hukuk ilkeleri gereği, her hak doğduğu tarihteki yasalara göre değerlendirilmelidir. Davacının yıllık izin alacağı akdin feshi olan 30.10.2004 tarihinde doğmuştur. Yıllık izin alacağı 2004 yılında yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Yasası ve 818 sayılı Borçlar Kanunu gereği 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve dava tarihi olan 2013 yılı itibariyle de alacak zamanaşımına uğramıştır. Hal böyle olunca, davacının yıllık izin alacağı talebinin reddi gerekirken, hatalı değerlendirme ile hesaplanan miktarın tahsiline karar verilmesi isabetsiz olup karar bozulmalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davalıya iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy