Mahkemesi : Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 15/05/2014
Numarası : 2011/84-2014/170
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davacının 01/11/1985 - 19/02/2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma, yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumunda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Somut olayda davacı ve davalı tanıklarının ortak beyanlarından davacının 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığı, davacı ile davalı tanıklarından Süleyman’ın çiftçilere yol belgesi verilmek üzere kapıda telefon numaralarının bulunduğu ve çağrı üzerine iki işçinin gece 02:00 saatlerine kadar yol belgesi düzenlemek üzere geldikleri anlaşılmaktadır. Bilirkişi davacının 17:00 sonrası 3 saat daha çalıştığını haftada 18 saat fazla çalışıldığını kabul ederek fazla çalışma alacağı hesaplamıştır.
Davacı ve davalı tanıklarının ortak beyanları davacının genel olarak 17:00 saatine kadar çalıştığı şeklindedir. Bir dönem 20:00 saatlerine kadar çalışılması kararı alınmışsa da bu dönemin davalı ile aynı işi yapan Süleyman beyanına göre sadece 20 gün kadar sürdüğü anlaşılmaktadır. Davalı tanıkları ve davacı tanıklarından Ali, Ramazan, İdris, Celal, S.. A.. ve 5 ay çalışması bulunan Ayşe saat 17:00'a kadar çalışıldığını beyan etmişlerdir. Sadece davacı tanıklarından Ramazan ve Ayşe saat 20:00'a kadar çalışıldığını beyan etmişler, davalı tanıklarından Süleyman ise 2008 veya 2009 yılında toprak mahsullerinin açıldığı sene 15-20 gün süre ile 20:00'a kadar çalışma kararı alındığını beyan etmiştir. Tanık beyanları arasında itibar edilebilecek ortak unsur çalışmanın 17:00'a kadar sürdüğü yönündedir. Saat 20:00'a kadar çalışmaya ilişkin beyanlar diğer tanık beyanlarıyla çeliştiğinden sadece davalı tanığı Süleyman beyanı doğrultusunda toprak mahsullerinin açıldığı sene için 20 gün saat 20:00'a kadar çalışıldığı kabul edilmelidir.
Saat 20:00'a kadar sürekli bir mesai düzeni olmasa da ortak beyanlardan davacı ve davalı tanığı Süleyman’ın mesai saatleri sonrasında çiftçi ve yol belgesi düzenlemek için arandıklarında çalışmaya geldikleri tartışmasızdır. En çok davacının çağrıldığı iddia edilmiş ise de bu iddianın soyut olduğu açıktır. Bilirkişi işyeri kayıtlarından davacının 2007 yılında 54, 2008 yılında 50, 2009 yılında 235, 2010 yılında 43 ve 2011 yılında sadece 16 yol belgesi düzenlediğini belirtmiştir. Davalı tanığı Süleyman bir yol belgesinin 5 dakikada davacı tanığı Süleyman ise 10-15 dakikada düzenlenebildiğini ifade etmiştir. Bir yılda düzenlenen bu belgelerin mesai saati sonrası yol belgesi oldukları kabul edilse bile düzenlenmesinin günde 3 saatlik haftada 18 saatlik fazla çalışmayı gerektirmeyeceği açıktır. Gerek tanık beyanları ve gerekse belgelerden hareket edildiğinde davacının haftada 18 saat fazla çalışma yaptığının kabulü yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş Toprak Mahsullerinin açıldığı sene itibariyle 20 gün süreyle davacının 08:00-20:00 saatleri arasında çalıştığı ayrıca davacının düzenlediği yol ve çiftçilik belgesi tarihleri esas alınarak, bir yol ve çiftçilik belgesinin düzenlenmesinin aldığı vakit uygulamalı şekilde belirlenerek fazla çalışma alacağının tespiti gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
3. Hafta tatili çalışması konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46'ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63'üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46'ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3'üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir.
Somut olayda davacı 2001 yılında hafta tatillerinde çalışma kararı alındığını ve çalıştığını iddia etmiştir. Davacı ve davalı tanıklarının beyanlarından hafta tatilinde sadece belge düzenleme talebi olursa çalışıldığı anlaşılmaktadır. Hafta tatili çalışması da yine karar defterinden anlaşılacağı üzere Toprak Mahsulleri Ofisinin açık olması nedeniyle bu dönemle sınırlı olarak uygulanmıştır. Davacı ihtarnamesinde de odada çalışan arkadaşlarıyla Toprak Mahsulleri çalışma dönemlerinde dönüşümlü olarak nöbet tuttuğunu belirttiği görülmektedir.
Karar defterinde yazsa bile hafta tatilinde düzenli bir çalışma yapılmadığı anlaşılmakla Mahkemece davacının düzenlediği yol ve çiftçilik belgelerinden çalıştığı anlaşılan hafta tatilleriyle sınırlı olmak üzere alacağın kabulü gerekirken yılda 26 hafta üzerinden hesaplama içeren raporla sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy