Mahkemesi : Adana 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 06/12/2013
Numarası : 2013/204-2013/663
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, 05.05.2009-04.03.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının 29.12.2010 tarihinde işe girdiğini, istifası ile iş akdinin sonlandığını, davacının hiç bir alacağının bulunmadığını, tüm alacaklarının imzası karşılığında kendisine ödendiğini, istifa ettiği gün ibraname verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının okur yazar olup olmadığı, Türkiye İş Kurumuna ilişkin kayıtlarda davacının okur-yazar olmayan olarak kurum kayıtlarında geçtiği ve tanık beyanlarından da davacının okur-yazar olmadığının bildirildiği, davalı tanığı H.. Ç.. davacının işten kendisinin ayrıldığını, davacının samimi arkadaşı olduğunu söylediği, ancak bu tanığın davacının samimi arkadaşı olduğunu söylemesine rağmen davacının okur-yazar olup olmadığını dahi bilmediği dikkate alındığında bu tanığın beyanına itibar edilemeyeceği, okur-yazar olmayan davacının imzaladığı istifa dilekçesinin ve ibra dilekçesinin maktu olması ve bu dilekçenin şahitler huzurunda alınmamış olması ve davacının işten ayrılması için herhangi bir sebebinin de bulunmadığı dikkate alınarak davacının haklarını almadan işten ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek istifa dilekçesi ve ibra dilekçesine itibar edilemeyeceği, davacının iş akdinin işveren tarafından 20/02/2013 tarihinde haksız olarak feshedildiği, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 05/05/2009 - 20/02/2013 tarihleri arasında çalıştığı, milli bayram günlerinde çalıştığı, tanık beyanlarına göre haftalık 4 saat fazla mesai yaptığı gerekçeleriyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uygulamada işverenlerin değişik isimler adında işletme ve şirket kurdukları, aynı yerde değişik isimler adı altında faaliyet yürüttükleri görülmektedir. Buna paralel olarak da işçi bu değişik şirketlerde girdi çıktı veya tabela şirketinde çalışırken sigortası başka bir şirket tarafından yatırılıyor gösterilmektedir. Bu gibi olayların çözümünde organik bağ ve birlikte istihdam konuları araştırılmalıdır.
Ticaret sicil kayıtlarından şirketlerin hakim sermaye ortakları ile diğer şirketin ortaklarının aynı olması, şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı adreslerinin aynı olması, faaliyet konularının aynı olması, aynı adreste faaliyet göstermeleri hallerinde organik bağdan söz edilebilir.
Firmaların ticari merkezleri, faaliyet alanları ve yönetim kurulu üyelerinin aynı kişiler olması, davacının ara vermeksizin bir şirketten diğerine geçiş yapması, kesintisiz çalışmaya devam etmesi hallerinde şirketler arasında organik bağ bulunmaktadır
Bir şirketin kapatılarak kapanan şirketin çalışanlarının aynı ortaklara bağlı başka şirkette çalıştırılması halinde de işyeri devrinden değil organik bağdan hareket etmek gerekir.
Organik bağ birlikte istihdam şeklinde de karşımıza çıkabilir. Birlikte istihdam bir işçinin aynı hizmeti, birbiri ile yönetimsel, ticari veya sözleşmesel bir bağı bulunan birden fazla işverene sunmasıdır. Bu şirketler genel olarak grup veya aile şirketleri olarak karşımıza çıkar. Kısmi süreli çalışma gibi ayrım yapılması hangi şirkete ne kadar hizmet verdiği çalışma içiçe girdiğinden bilinmesi mümkün değildir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmesi, işçinin bütün şirketlere aynı anda hizmet etmesi halinde, ücret işverenlerin biri ya da birkaçı tarafından ödense veya sosyal sigorta priminin başka bir işverence yatırılsa bile birlikte istihdam sözkonusudur.
Organik bağ ve birlikte istihdam hallerinde bütün şirketler işçilik alacaklarından müteselsilen sorumludurlar.
Somut olayda; davacı SGK kayıtlarına göre, 05.09.2009 tarihinde dava dışı S.. M.. G.. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nde işe başlamış 31.10.2010 tarihinde bu şirketten ayrılarak 29.12.2010 tarihinde de davalı şirkette çalışmaya başlamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirket ile dava dışı S.. M.. G.. vc İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında hukuki ve fiili bir irtibat bulunduğunun tespit edilmesi halinde davacının 05.05.2009 tarihinde işe girdiği böyle bir irtibatın bulunmaması halinde ise davacının 29.12.2010 tarihinde işe girdiği ihtimallerine göre ikili hesaplama yapılmıştır. Mahkemece gerekçesi belirtilmeksizin, iki şirket arasında bağ olduğu kabul edilen hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
Dosya kapsamından, davalı şirketin ve dava dışı S.. M.. G.. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin işyeri adreslerinin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket ve dava dışı S.. M.. G..ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. farklı tüzel kişilikler olup aralarında 4857 sayılı İş Kanunun 6. maddesi anlamında bir işyeri devri olup olmadığı ile bu firmalar arasında hukuki ve fiili bir bağlantının olup olmadığı hususunda bu araştırmadan başka araştırma yapılmamıştır. Davacı tanıklarının bu konuda beyanı alınmamıştır. Davalı tanığı ise, her iki şirketin ayrı şirketler olduğunu, davacı ile birlikte her iki şirkette de çalıştıklarını, dava dışı şirket kapandıktan sonra 2 ay işsiz kaldıklarını sonra davalı şirkette işe başladıklarını beyan etmiştir.
Mahkemece davalı şirket ile dava dışı S.. M.. G.. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin arasındaki hukuki ilişkiye yönelik bir araştırma yapılmaksızın şirketler arasında işyeri devri, organik bağ ya da birlikte istihdam koşulları oluşup oluşmadığı somut bir şekilde ortaya konulmaksızın davacının dava dışı şirketteki çalışmasının da hizmet süresine eklenerek davalının sorumluluğuna gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy