(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25, 41, 46, 47, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı şirkete ait işyerinde mal kabul elemanı olarak 13/11/2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, iş aktinin işveren tarafından 22/03/2011 tarihinde haksız şekilde feshedildiğini, feshe gerekçe olarak gösterilen kahvaltılık Nutella marka ürünü sabah kahvaltı yapmak ve kasa açıldığında bedelini ödemek amacıyla iş arkadaşlarıyla birlikte alıp birlikte yediklerini, iş yoğunluğu sebebiyle parasını ödemeyi unutmuş olabileceklerini, işyerinde uzun yıllardır çalışması olup değeri 7,50 TL olan bir yiyeceği çalacağı varsayımının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatili ve yıllık izin ücretlerinden kaynaklanan alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı cevabında, dava konusu alacakların belirli alacak davasına konu olabileceğinden kısmi dava açılamayacağını, davacının iş aktinin 22/03/2012 günlü Disiplin kurulu kararı ile 4857 sayılı Kanunun 25/1-e maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacının 19/02/2011 günü kahvaltı yapmak için 750 gram Nutella marka ürünü ücretini ödemeden aldığını, kendi imzası ile görüldü yaparak mağaza satış alanından çıkardığını, olayın envanter sayımı sırasında anlaşıldığını; davacının tüm alacaklarının ödendiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davranışının hırsızlık olmasa bile 4857 sayılı Kanunun 25/II-e maddesindeki işverenin güveninin kötüye kullanmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış olduğunu bu nedenle iş aktinin feshi haklı olduğundan kıdem ve ihbar tazminatının; dinlenen tanık beyanlarına göre haftada bir gün izin kullanıldığı ve fazla mesai yapılmadığı gerekçesiyle fazla mesai ve hafta tatili ücreti istemlerinin; ulusal bayram genel tatili ücretlerinin bordrolarda tahakkuk ettirilmesi, yıllık izin ücreti yönünden ise davacının talebinin 36 günlük yıllık izin ücretine ilişkin olup talebe bağlı kalınarak bilirkişi tarafından hesaplanan 1.162,42 TL'nin davalı tarafından 38,5 günlük izine karşılık yapılan 1.250,00 TL'lik ödeme ile karşılandığı gerekçesiyle ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, davalı işyerinde dokuz yılı aşkın hizmet süresi bulunan davacının, market olan işyerindeki kasa açılmadan önce bedelini daha sonra ödemek üzere üzerine görüldü yapmak kaydıyla yine işyerindeki arkadaşlarıyla birlikte kahvaltı yapmak amacıyla Nutella markalı ürünü aldığı, disiplin soruşturması başlamadan 04/03/2011'de bedelini ödediği ve söz konusu ürünü işyerinden çıkarmayıp işyerindeki çalışanlarla birlikte yediği gözetildiğinde ve bütün bu olgular birlikte değerlendirildiğinde yapılan eylem ile verilen ceza arasında orantısızlık bulunmaktadır. Yine bu haliyle fesih geçerli sebebe dayansa bile haklı olmadığından kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Anılan husus gözetilmeksizin kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Yıllık izin ücreti konusundaki temyiz istemine gelince; Davacı en az 36 gün ücretli izin alacağı bulunduğunu bildirerek yıllık ücretli izin alacağı isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, esas alınan bilirkişi ek raporunda davacının 75 gün kullanmadığı yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu tespit edilip davacının talebinin 36 gün yıllık izin ücreti olduğu ve davalının davacının 36 günlük izin ücreti alacağını kapsar şekilde ödeme yaptığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde en az 36 gün yıllık izin ücreti hakkı olduğunu belirtmiş, ancak bu konudaki talebini 36 günle sınırlandırmamıştır. Bu yön gözetilmeksizin davacının talebinin 36 günlük izin ücreti olduğu gerekçesiyle yıllık izin ücreti isteminin tümden reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.05.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy