Mahkemesi : Konya 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 06/06/2014
Numarası : 2013/398-2014/274
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde geçici işçi olarak çalışmakta iken bu kurumun lağvedilmesi üzerine davacının İl Özel İdaresi bünyesine alındığını ancak kademe ve derecesinin belirlenmesinde geçici işçi statüsünde çalıştığı sürelerin dikkate alınmadığını belirterek, kademe ve derecesinin tespiti ile bir kısım fark işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili;davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,davacının intibakının yasa ve Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine uygun yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyadaki delillere ve bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def'i cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Dosya kapsamına göre,davacı vekilinin 17.1.2014 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu,ıslah dilekçesinin 22.1.2014 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği,davalı vekilinin yasal süresi içerinde 24.1.2014 tarihinde ıslah edilen tutarlara karşı zamanaşımı defi ileri sürdüğü,ileri sürülen itirazlar kapsamında bilirkişiden ek rapor alındığı,bilirkişinin 28.5.2014 havale tarihli ek raporunda zamanaşımı def'ini de dikkate alarak alacakların hesapladığı ve toplam alacak miktarını 18.417,09 TL olarak belirlediği anlaşılmıştır. Mahkemece "...Mahkememizce zamanaşımı itirazını dikkate alan bilirkişi ek raporuna itibar edilmiş, ancak bu yönde değerlendirme yapılırken bilirkişi raporunda dikkate alınmayan davacının dava tarihinde talep etmiş olduğu 2.000 TL'lik kısmının zamanaşımının dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle bu yönde karar tesis edilmiştir." gerekçesine yer verilmiştir. Mahkemece hüküm altına alınan alacaklar toplamının 22.828,65 TL olduğu, dava dilekçesinde talep edilen toplam tutarın ise 2.000,00 TL den ibaret olduğu anlaşılmaktadır.Şu halde mahkemece resen zamanaşımı defiinin dikkate alındığı belirtilmiş ise de;mahkemece hüküm altına alınan toplam tutar, ek bilirkişi raporunda hesaplanan tutar ile dava dilekçesiyle talep edilen tutar toplamını aşmaktadır.Yapılan bu tespitlere göre ıslah edilen tutarlara karşı ileri sürülen zamanşımı def'i hakkında hatalı değerlendirme ile karar verilmesi isabetsiz olup, bozma nedenidir.
3-Taraflar yararına karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesine göre nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece taraflar yararına dilekçe yazım ücreti adı altında 300,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde taraflara iadesine, 25.9.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy