Mahkemesi : Konya 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 19/06/2014
Numarası : 2013/197-2014/313
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı, davalı işyerinde 2001 yılında kadroya geçmeden önceki dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdemine sayılmadığını, 6111 sayılı Yasa ile Karayolları Genel Müdürlüğüne devredildiğini, 2011-2013 yıllarını kapsayacak 3. Dönem TİS’in geçici 4. maddesi gereği önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenleme gereği derece ve kademelerinin tespiti ile yeni derece ve kademeleri dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren TİS’den kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı, ikramiye farkı alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı(İl Özel İdaresi), davacıya sözkonusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan TİS ile tanındığını, bu nedenle taleplerin geçmişe yönelik olarak talebini yerinde olmadığını, derece ve kademe tespitinde hata olmadığını, gerekli ödemelerin TİS’lere göre zaten yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü, davalının 6111 sayılı Yasa gereği kurumlarına devredildiğini, bu nedenle 2001 yılında yapılan hata yönünden kendilerine dava açılamayacağını bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, intibak işlemlerinin devir sırasında kurumlarınca doğru yapıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının bilirkişi tarafından hesaplanan mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem yönünden hak ettiği derece ve kademenin tespitine, yeni derece ve kademeye göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak alması gereken ücret farklarının davacıya ödenmesine ve emsal bir yargı kararına göre seri davada davacı vekiline dilekçe yazım ücretine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297'nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.(Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 E, 2007/611 K sayılı kararı).
Somut olayda mahkemece, hüküm altına alınan alacaklar yönünden toplam rakam yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak bu, usul ve yasaya aykırı bir yazım tekniğidir. Bu nedenle, mahkemece gerekirse davacıya talepleri tek tek açıklattırılıp buna göre her alacak ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
2-Kabul şekli bakımından da; somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak 4 yıl 10 gün çalışmasının bulunduğunu, bu çalışmaya karşılık olarak her iki yılda bir derece ve her yıl bir kademe alacağını, davacının eklenmesi gereken derece ve kademesinin 2/4 olduğunu, ilk intibakının 1/1 derece ve kademe yerine 3/5 olması gerektiği 01.03.2012 tarihi itibariyle olması gereken derece ve kademesinin 8/16 olarak tespiti gerektiği belirtilerek zamanaşımı savunmasına göre dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için alacak hesabı yapılmıştır.
Yasal olarak davacının tam bir yıl çalışmasının karşılığı 1 kademedir. Davacının mevsimlik işçilikte geçen çalışma süresine göre eklenen derece ve kademe doğru ise de; bilirkişi tarafından hesaplamalara esas alınan yevmiyelerin TİS ekinde bulunan cetveldeki rakamlarla örtüşmediği, daha düşük rakamlar baz alınarak hesaplama yapıldığı bu nedenle de davacının alacaklarının eksik yevmiyelere göre hesaplandığı bu uygulama hatası nedeniyle hesaplamaların tamamının yeniden yapılması gerektiği açıktır.
Yapılacak iş, davacının doğru olarak tespit edilen eklenmesi gereken derece ve kademesinin uygulamasını yeniden yaptırarak TİS ekindeki cetvele uygun yevmiyeler baz alınarak alacaklarının hesaplatmaktır.
Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının yıpranma primi alacağından takdiri indirim yapılmadığı ve bu hususun mahkemenin takdirine bırakıldığı bildirilmiş olup, mahkemece herhangi bir indirim yapılmadan hesaplanan meblağ hüküm altına alınmıştır.
Her ne kadar davacı vekili talep artırım dilekçesinde, takdiri indirim yapılmasının zorunluluk olmadığı gibi davacı için haksızlık olacağını bildirmiş ise de, aynı mahkemede hükme bağlanan ve başka bir bilirkişi tarafından raporu hazırlanan birçok dosyada davacılar aleyhine olarak yıpranma prim alacağından %30 takdiri indirim yapılmış ve bu kararlar davacılar tarafından itiraz edilmeyerek bu yönüyle kesinleşmiştir. Hal böyle olunca, aynı işyerine aynı işi yapan işçiler yönünden bilirkişiye göre değişen ve birbirine zıt uygulamaların yerleşmesi uygulama birliğini ve adalet duygusunu incitecek sonuçlara sebep olacaktır. Bu nedenle, davacının yıpranma pirim alacağı hakkında, alacağın uzun bir süre için hesaplanması ve davacının izinli ve raporlu olduğu zamanların bulunacağı gözönünde tutularak Yargıtay’ca son yıllarda takdiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almış olması nedeniyle uygun görülecek oranda bir takdiri indirimin yapılmaması doğru olmamıştır.
3-Davacının yasal ilave tediye alacağının 4857 sayılı Yasada düzenlenen ücret alacaklarından olmadığı, bu nedenle en yüksek banka mevduat faizine değil talep dikkate alınarak en yüksek banka mevduat faiz oranını aşmamak üzere yasal faize hükmedilmesi gerektiği gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan 2014 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınmadan bir yargı kararına atıfla davacı yararına dilekçe yazım ücreti tutarında avukatlık ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
O halde taraf vekillerinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde davacı ve davalı K.. B..'na iadesine, 01.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy