Mahkemesi: Konya 2. İş Mahkemesi
Tarihi: 19/06/2014
Numarası: 2013/185-2014/312
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı, davalı işyerinde 2001 yılında kadroya geçmeden önceki dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdemine sayılmadığını, 6111 sayılı Yasa ile Karayolları Genel Müdürlüğüne devredildiğini, 2011-2013 yıllarını kapsayacak 3. Dönem TİS’in geçici 4. maddesi gereği önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenleme gereği derece ve kademelerinin tespiti ile yeni derece ve kademeleri dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren TİS’den kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı, ikramiye farkı alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı(İl Özel İdaresi), davacıya sözkonusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan TİS ile tanındığını, bu nedenle taleplerin geçmişe yönelik olarak talebini yerinde olmadığını, derece ve kademe tespitinde hata olmadığını, gerekli ödemelerin TİS’lere göre zaten yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü, davalının 6111 sayılı Yasa gereği kurumlarına devredildiğini, bu nedenle 2001 yılında yapılan hata yönünden kendilerine dava açılamayacağını bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, intibak işlemlerinin devir sırasında kurumlarınca doğru yapıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının bilirkişi tarafından hesaplanan mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem yönünden hak ettiği derece ve kademenin tespitine, yeni derece ve kademeye göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak alması gereken ücret farklarının davacıya ödenmesine ve emsal bir yargı kararına göre seri davada davacı yararına dilekçe yazım ücreti tutarında avukatlık ücreti verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297'nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 E, 2007/611 K sayılı kararı).
Somut olayda mahkemece, hüküm altına alınan alacaklar yönünden toplam rakam yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak bu, usul ve yasaya aykırı bir yazım tekniğidir. Bu nedenle, mahkemece gerekirse davacıya talepleri tek tek açıklattırılıp buna göre her alacak ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
2-Kabul şekli bakımından da; taraflar arasında davacının derece kademe tespitinin doğru olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak 7 yıl 289 gün çalışmasının bulunduğunu, bu çalışmaya karşılık olarak her iki yılda bir derece ve her yıl bir kademe alacağını, davacının eklenmesi gereken derece ve kademesinin 4/7 olduğunu, ilk intibak derecesinin 1/1 olmasına göre buna eklenmesi gerektiği, ilk intibakının 5/8 olması gerektiği, 01.03.2009 tarihi itibariyle olması gereken derece ve kademesinin 9/16 olarak tespiti gerektiği belirtilerek zamanaşımı savunmasına göre dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için alacak hesabı yapılmıştır. Ancak bu hesaplama tarzı hatalıdır.
İşyerinde uygulanan TİS gereği olarak davacının tam bir yıl çalışmasının karşılığı 1 kademe, 2 yıl çalışmasının karşılığı da 1 derecedir. Davacının mevsimlik işçilikte geçen çalışma süresine göre eklenen derece ve kademe hatalıdır. Davacının eklenmesi gereken derece ve kademesi 3/8 olması gerekirken fazla belirlenmiştir. Ayrıca, davacının pozisyonunun emeklilik tarihine kadar düz işçi olması nedeniyle TİS hükümleri gereği, pozisyonun derecesinin üst sınırı itibariyle 8 derece olarak belirlenmiştir. Ancak, bilirkişi tarafından 2009 yılında 9, 2011 yılında 10 derece olarak hesaplanması nedeniyle tüm hesaplamalar hatalı olup bu hatalı raporun hükme esas alınması da isabetsizdir. Bu derece tespitindeki hata nedeniyle hesaplamaların tamamının yeniden yapılması gerektiği açıktır.
Yapılacak iş, öncelikle eklenecek derece kademe tespitinin, pozisyonun üst derece sınırı dikkate alınarak TİS düzenlemesi gereği 2 yılda bir derece ve her yıl bir kademe alacak şekilde tespit ettirip, buna göre alacakların hesaplanmasından ibarettir.
Ayrıca davacının yasal ilave tediye alacağının 4857 sayılı Yasada düzenlenen ücret alacaklarından olmadığı, bu nedenle en yüksek banka mevduat faizine değil yasal faiz oranını aşmamak kaydı ile en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesi gerektiği gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan 2014 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınmadan bir yargı kararına atıfla davacı yararına dilekçe yazım ücreti tutarında avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
O halde taraf vekillerinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde davacı ve davalı K.. B..'na iadesine, 01.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.