Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya ait ...Pazarlama adlı işyerinde 2008 yılında senetteki diğer borçlu ...ile birlikte pazarlamacı olarak işe girip 5 ay kadar sigortalı işçi olarak çalıştığını, işe girerken kendilerinden teminat senedi alındığını, işten ayrılırken senedin davacıya iade edilmediğini, icra takibi başlatıldığını, davacının noter aracılığı ile davalıya 27/07/2009 gün ve 7503 yevmiye nolu ihtarname çekip icra takibinden feragat etmesini ve senedin iade etmesini, aksi halde yasal yollara başvuracağını ihtar ettiğini, ihtara karşı davalının bir taraftan davacıyı oyalayıp bir yandan da davacının eşi ve kayınbiraderlerinin hisseli olarak maliki oldukları 4 katlı binanın tamamına kıymet takdiri yaptırıp satışı yönüne gittiğini, bunun üzerine taşınmaza paydaş olan davacının kayınbiraderleri ve davacının, davalının yarattığı müzayaka altında kalarak davalı ile davacının 28/04/2010 tarihli protokol düzenlediklerini, protokole göre davacının taşınmazdaki haczin baki kalmak üzere eşine ait hisseyi bir bedel ödemeden davalının tapuda devraldığını iddia ederek senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının kendisinin yanında üç ay çalıştığını, sonrasına kendi işini kuracağı bahanesiyle kendisinin 50.000,00 TL para verdiğini, buna karşılık kendisinin senet aldığını, bu senedin teminat senedi olmadığını davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, delil durumuna göre senedin teminat senedi olduğunun açık olduğu, iş dünyasının olağan akışına ve yerleşik geleneklerine aykırı olarak somut olayda işveren iddiasına üstünlük tanımanın ve usul hükümlerini buna göre işletmenin öncelikle usul hukuku adaletini, daha sonra da iş hukukunun maddi hukuk adaletini inciteceği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu olan senedin teminat senedi olup olmadığı ve ispat yükü noktalarında toplanmaktadır.
Menfi tesbit (olumsuz tesbit) davaları borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak amacıyla açılan bir dava türüdür.
Başka bir anlatımla İcra İflas Kanunun 72.maddesi gereği borçluya borçlu olmadığını genel hükümlere göre tespit ettirme olanağı vermek amacıyla kabul edilmiştir.
Olumsuz tesbit davası icra takibinden önce açılabileceği gibi (...m 72/f.2), icra takibinden sonra da açılabilir. (...m 72/f.3).
Olumsuz tesbit davalarının konularından biri de " bedelsiz senetler", " hatır senetleri", " teminat senetleridir." Bu tür senetlerde temel alacak yoktur. Ticaret Hukuku uygulamalarında sık sık karşılaşılan bu durum İş Hukukunda ve çalışma ilişkilerine de yansımaktadır.
Yargıtayın özellikle Ticaret Hukuku ile ilgilenen daireler; bir senedin hatır senedi, teminat senedi olduğu ya da senedin anlaşmaya aykırı olarak dolduğu iddialarının ancak kesin delil "senet", "yemin" ve "ikrar" ile ispatlanacağı yönünde kararlarını oluşturmuşlardır. (Bkz, Y.19. HD, 04.03.2002 gün 6495/1312 E/ 1312; Y.11.HD, 13.10.1997 gün 3223/8346 sayılı kararları)
Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı gerekeceği kuşkusuzdur.(HUMK.m 298, HMK.m 200) Ancak, iddialar hukuki eylem niteliğinde ise tanıkla ispatı mümkündür.
Çalışma ilişkilerinde işçilerin daha işe, başlarken kendilerinden senet, ibraname ve istifa belgeleri alınması işverenlerce çok sık sık başvurulan bir uygulamadır. İşçinin zayıf durumda bulunması işe talebi iş dünyasının sosyal ve ekonomik yapısı gözönünde tutularak bu tür belgelerin değerlendirilmesi gerekir. İşveren ve işçi arasında senetle kurulacak bir ilişkiye kuşkuyla yaklaşmak gerekir.
Somut olayda, davacı senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu iddia etmiştir. Dava konusu senet içeriğinde “ nakten “ veya “malen “ ibaresi bulunmamaktadır. Davacı işçi senedin işe girerken teminat adı altında alındığını ileri sürdüğüne göre bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı işverenin senedin verilme sebebini, davacıya iş kurması için olduğu şeklindeki beyanı vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) niteliğinde olup ispat yükünün davalıya geçtiğinden sözedilemez.
Dava konusu senet 30.08.2008 tanzim ve 30.10.2008 vade tarihlidir. Senedin vadesinde ödenmemesi üzerine davalı 24.11.2008 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Davacı icra takibine senedin teminat senedi olduğu şeklinde değil borcu karşılayacak malvarlığı bulunmadığı şeklinde itirazda bulunmuştur. Davacı noter aracılığı ile davalıya 27/07/2009 gün ve 7503 yevmiye nolu ihtarname çekip icra takibinden feragat etmesini ve senedin iade etmesini, aksi halde yasal yollara başvuracağını ihtar etmiştir. Ancak taraflar 28/04/2010 tarihinde protokol düzenleyerek davacının eşine ait taşınmazı davalıya devretmişlerdir. Bu sulh sözleşmesi tanık sıfatıyla davacının kayınları... ve ... tarafından da imzalanmıştır. Yine davacının kayınları..., ... ve ... tarafından davalıya 30.11.2010 vadeli 60.000 TL, 25.01.2001 vadeli 16.000 TL ve 30.01.2011 vadeli 7.500 TL olmak üzere 3 adet senet iddiaya göre tapunun devrini engellemek için verilmiştir.
Bu menfi tespit davası ise 07.05.2010 tarihinde sulh sözleşmesinden sonra açılmıştır.
Davacı iddiasını ispatlamak açısından tanık deliline dayanmıştır. Dosyada dinlenilen tanıklardan Halil İskenderun İlçesi’nde elektrikçi dükkanı esnaf diğer tanık ... ise ... İlçesinde esnaflık yapmakta olup senedin verilmesi konusunda doğrudan bilgi sahibi değillerdir. Tanıkların beyanları davacıdan duyuma dayalıdır.
Davacının icra takibine senedin teminat senedi olduğu şeklinde itiraz etmeden mal beyanında bulunması, eşi adına kayıtlı taşınmazı borca karşılık devretmesi, kayınlarının davalıya senet vermeleri, davacının icra takiplerini kaldırmak amacıyla kayınlarının tanıklığı altında davalı ile sulh sözleşmesi yapmaları ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde davacı senedin teminat olarak verildiğini dosya içeriğindeki delillere göre kanıtlayamamıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ; Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 20.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy