T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
2-...Sigorta Eksperlik Tic. Ltd. Şti.
vekili Av. ...
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1. Davalı ...’ın temyizi yönünden:
Davacı vekili, davacının 03/09/2009-17/06/2013 tarihleri arasında çalıştığını, hem davalı şirketin işlerini hem de davalı ...’ın işlerini (sigara almak, şoförlük vs. ) yaptığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, ücret, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalıların aynı adreste ikamet etmeleri, davalı ...’ın şirketin yasal temsilcisi olması, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının her iki davalının işçisi olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir.
Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak taraf sıfatı itiraz niteliğinde olduğundan hakim diğer itirazlar gibi dosyadan anlaşılabildiği sürece resen dikkate alır.
Somut olayda. Mahkemece davacının hem davalı şirket çalışanı ve hem de davalı ...'in işçisi olduğu kabul edilmiştir. Davacı tanıkları davacının arkadaşları olup, davacı ile hafta tatili programı yapamadıklarını, bilardo salonuna geliş saatlerinin değişiklik gösterdiği yönündeki görgüye dayalı olmayan beyanları gözetildiğinde bu ifadelerin davacının şirketteki pozisyonunu ve davalı ... ile arasındaki ilişkiyi aydınlatacak nitelikte olmadığı açıktır. Davacı ile davalı ... arasında iş ilişkisinin bulunduğunu gösteren hizmet, ücret ve davalıya bağımlı çalışma hususu ile birlikte istihdam olgusunu kabule yetecek derecede bir hukuki ilişki ispatlanamamıştır. Davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
2. Davalı Şirketin temyizi yönünden;
a.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Şirketin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
b.Davacı vekili, davacının 03/09/2009-17/06/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını iddia etmiş ve talep doğrultusunda alacaklar hesaplanmıştır.
Davacı tarafından bizzat İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne verilen 17/06/2013 tarihli şikayet dilekçesinde 03/09/2009-12/05/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, özel işlerini yapmadığından dolayı iş sözleşmesinin feshedildiğini, şikayet tarihine kadar tazminatlarının ödeneceğini söyleyerek davalıların kendisini oyaladığını iddia etmiştir.
Davacının 12/05/2013 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiği açık olmasına rağmen 6100 sayılı HMK 29. Maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesine aykırı şekilde dava dilekçesinde 17/06/2013 tarihinde işten çıkarıldığını iddia etmesi ve bu yönde kabul kararı verilmesi hatalı olup bozma kapsamı dışında kalan tüm alacakların 12/05/2013 tarihi esas alınarak hüküm altına alınması gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
c. Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış savılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi. norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda. Mahkemece davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı kabul edilmiştir. Davacı tanıkları davacının işyeri dışından çocukluk arkadaşı ve aile dostu oldukları ve beyanları soyut nitelikte olup işyerindeki çalışma düzenini bilemeyeceklerinden hafta tatillerinde çalıştığı hususunu ispata yeterli değildir. Hafta tatili alacağının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ...’ın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 20/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.