Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalıya ait işyerinde 05.12.2007-12.07.2008 tarihi ile 10.03.2009 tarihinde işten çıkarıldığı 01.04.2010 tarihine kadar toplam 22 ay çalışmasının bulunduğunu, davacının ilk işe girişinden sonra işten çıkarıldığını, tekrar işe alındığını ve ihbar önellerine uyulmadan ve bu sürelere ilişkin ücreti ödenmeden işine haksız olarak son verildiğini, bir takım evrakların kimisi boş kimisi de okutturulmadan imzalattırıldığını, davacının aylık 1.000,00-1.600,00 TL arası ücret ile çalıştırıldığını, bunun 600,00-700,00 TL'sinin bankaya yatırıldığını ve 400,00 TL'sinin elden verildiğini, kalan kısmının ise sefer başına aldığı ücretlerden oluştuğunu, ... için sefer başı 120,00 TL, ... için 120,00 TL, ... için 40,00 TL, ... için 50,00 TL, ... için ise 120,00 TL harcırah aldığını, harcırahın gidilen mesafeye göre değişmekte olup davacının ortalama haftada en az üç sefer yaptığını, yollukların elden verildiğini, davalı yanında çalışma süresinin 22 ay olup iş akdinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde davalı tarafça herhangi bir haklı neden olmaksızın sonlandırıldığını, davalı tarafından davacının iş akdinin ihbar önellerine uyulmaksızın ve bu sürelere ilişkin ücretin tamamı kendisine ödenmeksizin haksız olarak fesih edildiğini, günlük 8-10 saat çalışma karşılığı ile işe başlayan davacının bunun üzerinde günlük 18-20 saat çalıştırıldığını, yükleme yapılacağı gerekçesi ile ve gidilen mesafelerin uzaklığı nedeniye çoğu zaman evine 2-3 gün gidemediğini, bu fazla çalışmalara ilişkin işverence herhangi bir ödeme yapılmdığını davacıya haftada bir gün kulandırılması gereken hafta tatili izini kullandırılmadığını, davacı bir gün izin kullanmak isterse bile izninin yarısında kestirildiğini, dini bayramların ilk iki günü çalışmayan davacının diğer günlerinde ve arife günlerinde tam gün çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil yılbaşında ve diğer resmi tatil günlerinde tam gün çalıştığı halde bu çalışılan tatil günlerine ilişkin ücretlerinin kendisine ödenmediğini, davacının çalıştığı döneme ilişkin yıllık izinlerini kullandırılmadığını, ve bu sürelere ilişkin ücretin kendisine ödenmediğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalı firmadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının iş akdinin işverence feshinin haklı olup olmadığını hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir
İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
Davacı iş akdinin davalı tarafça herhangi bir haklı neden olmaksızın sonlandırıldığını ve haklarının ödeneceği vaadiyle birçok boş belgenin imzalatıldığını iddia etmiş, davalı ise iş akdini davacının kendisinin feshettiğini, işçinin istifa dilekçesi vererek işten ayrıldığını savunmuştur.
Mahkeme davacı ile aynı konuda aynı işverene karşı davaları mevcut olup aynı konuda açtığı davası bulunan ve davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanıklarının tanıklığına iş akdinin feshi noktasında da itibar edilmesinin mümkün olmadığı bu itibarla dosyaya sunulu bulunan ve davacı imzasını içeren istifa belgesi, davalı tanıklarının anlatımları ve istifa kodu içeren davacı asile ilişkin işten ayrılış bildirgeleri de bir bütün halinde değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta iş akdinin davacı tarafça sonlandırıldığı, işi bırakıp giden davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep koşullarının oluşmadığı, davacının birinci dönem çalışmasının 1 yılı aşmadığından bu dönem yönüyle de kıdem ve ihbar tazminatı talep koşullarının oluşmadığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından ... davalı işverenin davacının kullandığı aracı satacağını söyleyerek davacıyı işten çıkardığını, davacının işten kendisi ayrılmadığını, davalı tarafça çıkartıldığını ve davacının işten ayrılma gibi bir niyeti olmadığını beyan etmiş, işverence dosyaya sunulan tarihsiz ve el yazılı istifa dilekçesinde davacının işyerinden kendi isteğiyle ayrılmak istediğini bildirdiği ancak bu dilekçenin incelenmesinden tarihsiz olması, işçinin giriş ve çıkış tarihlerinden bahsettiği kısmının daha sonra doldurulmak üzere boş bırakılması ve cümle yapıları itibariyle iş akdinin feshinden önce davacı işçiden alındığının anlaşılması karşısında mahkemece bu dilekçeye itibar edilmemesi ve davalı tarafından iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.