Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı 24/09/2010 tarihinde davalı iş yerinde işe başladığını, ve iş akdinin işverence haksız olarak fesh edildiğini, 22/04/2013 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, yasaya ve fiili çalışma sürelerinin toplamına göre ödenmesi gereken kıdem tazminatının, ihbar tazminatının hafta tatili, fazla mesai ücretlerinin ve ulusal bayram tatil ücretlerinin ödenmediğini belirterek bu alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir
Somut olayda davacı davalı işyerinde pompacı olarak cumartesi ve pazar dahil haftanın 7 günü 08.00-19.00 ve 19.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını ve fazla mesai ücret alacağının bulunduğunu iddia etmiştir.
Davalı ise davacının fazla mesai alacağının olmadığını savunmuştur.
Davacı tanıklarından ... davacının pompacılık işi yaptığını, vardiyalı olarak günde 12 saat çalıştığını, akşam 08.00 sabah 08.00 ya da akşam 08.00 sabah 08.00 arası çalıştığını, 15 günde bir izin kullandığını, izin kullanıldığı gün kalan işçinin 24 saat çalıştığını diğer tanık ... davacının sabah 08.00 akşam 07.00 saatleri arasında çalıştığını, vardiyalı olduğu zaman akşam 07.00 sabah 08.00 çalıştığını, 15 günde 1 gün izin kullandığını, izinli olduğu sürede diğer işçinin 24 saat kaldığını, diğer tanık ...davacıyla beraber pompacılık yaptıklarını, vardiyalı çalıştıklarını, sabah 08.00 ve akşam 07.00 ve akşam 07.00 sabah 08.00 vardiyası olarak çalıştıklarını, izinlerinin olmadığını, birinin ayrıldığı zaman diğerinin 24 saat kaldığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece dinlenen tanıkların ortak beyanlarından vardiyalı olarak çalışmanın bulunduğu, ayın yarısında sabah 08:00 akşam 19:00, kalan kısmında ise akşam 19:00 sabah 08:00 arası çalışma yapıldığı ve günde bir saat ara dinlenme kullandığı kabul edilerek haftalık çalışma süresi 77 saat olarak kabul edilmiş ve davacının haftada (77-45=) 32 saatlik fazla çalışması olduğu kabul edilmiştir.
Somut olayda tüm dosya içeriği ve tanık beyanlarına göre davacının haftalık çalışma süresi 77 saat olduğu ve davacının haftada (77-45=) 32 saatlik fazla çalışmasının olduğunun kabulüyle hüküm kurulmuşsa da haftanın 7. günü olan hafta tatili çalışması da fazla mesai ücreti içine dahil edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacının bu dosya kapsamında hafta tatili ücreti alacağını da talep ettiği hususu gözetildiğinde hafta tatili çalışmasına ilişkin olarak 7.5 saatlik günlük çalışma süresinin çıkarılarak haftalık çalışma süresinin buna bağlı olarak da fazla mesai süresinin ve fazla mesai ücret alacağının hesaplanması gerekirken hafta tatili çalışmasını hem fazla mesai hem hafta tatili ücret hesaplamasında dikkate alarak mükerrer hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
3-Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46'ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir.
Davacı davalı işyerinde hafta tatili yapmadan çalıştığını iddia etmiştir.
Davalı davacının hafta tatili ücret alacağı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davacının tüm hafta tatillerinde çalıştığı kabul edilmiştir.
Davacı tanıklarından Saliha, Muhammed ve Saim davacının 15 günde bir izin kullandığını, izin kullanıldığı gün kalan işçinin 24 saat çalıştığını beyan etmişlerdir.
Dosya içeriği ve tanık beyanlarından davalı işyerinde 2 pompacı olarak çalışan işçilerden davacının bir hafta 24 saat tam vardiya çalışarak diğerine izin kullandırdığı , sonraki hafta da diğer işçinin 24 saat çalışarak davacıya hafta tatili kullandırdığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının tüm hafta tatillerinde çalıştığının kabulü yerine çalışma şekline göre davacının hafta tatillerinin yarısını kullandığının kabulüyle hafta tatili ücret alacağının kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Ayrıca fazla çalışma ücret alacağında olduğu gibi hafta tatili alacağının da dönemsel olarak davacının ücretleri ayrı ayrı belirlenerek yani çalışılan dönem ücretleri üzerinden belirlenmesi gerekirken davacının hizmet dökümüne göre toplam 914 gün davalı yanında çalıştığı ve toplam 130 hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek davacının son ücretiyle 130 hafta tatili gününün çarpılması suretiyle hafta tatili ücret alacağının hesaplanması da hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.