Mahkemesi : Samsun 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 27/03/2014
Numarası : 2013/432-2014/125
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı temyizi açısından; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı vekilinin sunduğu temyiz dilekçesinde mahkeme kararının hangi nedenlerle bozulması gerektiğine dair temyiz nedeni bildirilmemiş olması, Dairemizce gerekçeli temyiz dilekçesi sunularak temyiz edilen dosyalarda da temyiz dilekçesinde belirtilen temyiz nedenleriyle bağlı kalınarak temyiz incelemesi yapılıyor olması ile yine mahkeme kararında Dairemizce kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen bozma nedeni yapılmasını gerektirecek bir hata bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin bozma isteğinin reddine,
2-Davalı temyizine gelince; Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3-Davacı vekili, davalı işveren nezdinde, 07/05/2004 tarihi ile 07/10/2008 tarihleri arasında sürekli çalışmasına rağmen eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti ile, haklarının tam sağlanmaması sebebi ile, iş akdini haklı olarak feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece hizmet tespit davası bu davadan tefrik edilerek işçilik alacakları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 12.07.2013 tarihli ilamı ile özetle “...Somut olayda, davacı işçinin işyerindeki hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
Davacı işçinin bu davadan bağımsız olarak hizmet süresinin tespiti ilişkin halen temyiz aşamasında olan Samsun 2. İş Mahkemesinin 2008/541 Esas sayılı davası bulunmaktadır.
Açılan hizmet tespit davası davacının İş Kanunundan doğan işçilik alacaklarını doğrudan etkilediğinden ve bu istekler için ön sorun oluşturduğundan hizmet tespiti davası sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile açılan hizmet tespit davası bekletici mesele yapılmadan karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, hizmet tespit davasında verilen kararın kesinleşmesi üzerine bozma öncesi toplanan delillere göre davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık anlatımlarına göre davacı işçinin haftanın 3 gün 08.00-20.00 saatleri arası 1,5 saat ara dinlenme ile 3 gün 08.00-18.30 saatleri arası 1,5 saat ara dinlenme ile çalışarak haftalık 12.9 saat fazla mesai yaptığı kabulüne göre fazla mesai ücreti hesap edilmiş, mahkemece hakkaniyet indirimi yapılarak alacak hüküm altına alınmış ise de, davacı asil Samsun 3.İş Mahkemesi'nin 2008/540 Esas sayılı davasında davacı tanığı olarak alınan beyanında, fazla mesai ücretini 1,5 saat üzerinden elden aldıklarını beyan etmiştir. Davacının bu beyanı davacıyı bağlar. Bu nedenle mahkemece davacı isticvap edilerek bu beyanı kendisine sorulmalı, fazla mesai ücretini haftalık mı günlük mü 1,5 saat üzerinden elden aldıkları hususu açıklığa kavuşturulmalı, sonucuna göre gerekirse kabul beyanı çerçevesinde mahsup konusunda ek hesap raporu alınarak davalı yararına oluşan kazanılmış haklar ihlal edilmeden fazla mesai ücreti hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 25.11.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.