Mahkemesi : Mersin 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 07/11/2013
Numarası : 2013/214-2013/362
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacı, ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, zamanaşımına uğrayan alacak bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7'nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır.
Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, dava dilekçesi incelendiğinde, davanın 6100 sayılı HMK'nun 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak değil, 109. madde kapsamında kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Kısmi davada ıslah talebine karşı davalının öne sürdüğü zamanaşımı definin dikate alınması gerekir. Davacı 22.10.2013 tarihinde ıslah talebinde bulunmuştur. Davalı taraf ıslah talebine karşı süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece, ıslah talebine karşı davalı tarafın zamanaşımı defi dikkate alınmadan karar verilmiştir. Ancak ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı defi değerlendirilip hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ıslah talebine karşı zamanaşımı defi dikkate alınmadan hesaplama yapılması hatalı olup bozma nedenidir.
3- Karara esas alınan bilirkişi raporunda, fazla mesai alacağında brüt olarak belirlenen miktarın net miktarı hesaplanırken, hesaplanmış olan bütün matrah üzerinden %15 gelir vergisi kesintisi yapılarak net miktar belirlenmiştir. Halbu ki, net miktarın belirlenmesi esnasında tüm miktar için tek oran üzerinden değil, kademeli olarak gelir vergisi oranları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken, tek oran üzerinden hesaplama yapılmış olması hatalı olup ayrıca bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 08/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy