Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı işyerinde ilk olarak 14.12.2004-20.05.2005 tarihleri arasında, daha sonra 15.11.2006 tarihinde tekrar işe alındığını ve kesintisiz olarak 21.04.2010 tarihine kadar en son aylık 1.100,00 TL ücretle, yıllık izin kullanmaksızın hafta ve genel tatil günleri dahil haftanın her günü 08.00-18.00 saatleri arasında, işin yoğunluğu ve montaj işi olduğunda gece 22.00-23.00'e kadar, işin durumuna göre de bazen 24.00- 01.00'e kadar çalışılmak zorunda bırakıldığını, ayda 30 saate kadar fazla mesai yaptırılıp, ücretinin ödenmediğini, maaşların 01.01.2009 tarihinden itibaren asgari ücret kısmının bankaya yatırılıp, kalan tutarın imzasına elden ödendiğini, hizmet akdinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde sona erdirildiğini, akdin feshinden sonra işçilikten doğan alacaklarının ödenmediğini beyan ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı davalı işyerinde kaynakçı olarak 1.100,00 TL net ücret ile çalıştığını iddia etmiş, davalı davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuştur.
01.05.2009-21.04.2010 dönemine ait dosyaya sunulan banka ödeme kayıtlarından davacının ücretinin asgari ücret üzerinden hesaplanıp tahakkuk ettirildiği, davacı ile birlikte tüm çalışanlarında maaşlarının asgari ücret olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ... Naci Meral; kendisinin 1.000,00 TL net ücret ile çalıştığını, davacının 1.100,00 TL kadar bir ücret aldığını tahmin ettiğini, işyerinde öğle yemeği ve servis uygulaması olduğunu, davacı ... ; son aldığı ücretin 1.100,00 TL olduğunu, davacının da kendisi ile aynı ücreti aldığını, davacı ...; davacının aldığı son ücreti bilmediğini, kendisinin şu an da 1.720,00 TL net ücret ile çalıştığını, davalı ... işyerinde tüm çalışanların asgari ücret ile çalıştığını, ücretlerin bankaya yattığını, elden ödeme olmadığını, fakat şantiyede çalışan personellere ödüllendirmek için her ay elden 50,00 -100,00 TL ödendiğini, davalı ... davacının ne kadar ücret aldığım bilmediğini ancak işyerinde asgari ücret ödendiğini, kendisinin de asgari ücret ile çalıştığım, işyerinde öğle yemeği ve servis uygulaması olduğum;, davalı ... ise davacının asgari ücret ile çalıştığım, kendisinin de asgari ücret aldığını, işyerinde öğle yemeği ve servis uygulaması olduğunu, ifade etmişlerdir.
Mahkemece taraf iddiaları ve tanık ifadelerinden davacının kaynakçı olarak çalıştığı ve hizmetinin 4 yıla yakın olması,kıdemi ve vasıflan dikkate alınarak asgari ücret düzeyinde ücretle çalışmasının ve bir işyerinde tüm çalışanların aynı ücretle çalışmış olmaları olağan olmadığından davacının son aylık net ücretinin 1.000,00-TL (brüt 1.398,78 TL/30 gün=46,62 'IL/gün) olduğu kabul edilmiştir.
Davacının ücretinin tartışmalı olması karşısında yalnız tanık beyanıyla sonuca gidilemeyeceğinden işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş ve fesih tarihi de belirtilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ve özellikle ilgili meslek odasından emsal işçi ücretinin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ücret belirlenip bilirkişiden ek rapor alınarak davacının hakettiği işçilik alacakları belirlenen ücrete göre hesaplatılarak sonuca gidilmelidir.
Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan tanık beyanı ve iddiaya itibar ederek dava konusu alacakları 1.000,00 TL net ve 1.398.74 TL giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplayan yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması isabetsiz bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 13/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy