Mahkemesi : Trabzon 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 30/12/2013
Numarası : 2012/373-2013/1010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı işyerinde 12.09.2002 - 14.07.2011 tarihleri arasında dönerci kalfası olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından sonlandırıldığını, haftada 6 gün, günlük 12 saat çalışması olduğunu bildirerek fazla çalışma, genel tatil ve kullandırılıp ödenmeyen yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işyerinin küçük bir dönerci olduğunu belirtip fazla çalışma yapılmadığını, Ramazan ayında işyerinin kapalı olduğunu ve yıllık izinlerin bu sürede kullanıldığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının çalışma süresi ile buna bağlı olarak da hak kazanacağı yıllık izin süresi ve yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması konusunda uyuşmazlık mevcuttur.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanunun 54'üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
Somut olayda davacı kullandırılıp ödenmeyen yıllık izin ücretlerinin ödenmesini istemiştir. Mahkemece işyerinin Ramazan aylarında kapalı olduğu, bu süre içerisinde davacıya izin kullandırıldığı ve kullandırılan bu izinlerin ücretlerinin ödenmediği gerekçesi ile bilirkişinin yıllık 30 gün üzerinden yapmış olduğu izin ücreti hesaplamasına itibarla hüküm kurulmuştur. Oysa davalı davacıyı izine ayırmamış, Ramazan aylarında işyeri kapalı olduğundan işçiyi sigorta kayıtlarında dahi Ramazan ayı başında çıktı gösterip, Ramazan ayı sonunda yeniden işe başlangıç göstermiş, yıllık izin de kullandırmamıştır. Böyle olunca davacının çalışma süresi SGK kayıtlarında görülmeyen Ramazan ayları da dışlanmak suretiyle hesaplanmalı, bu hesaplama sonucu tespit edilen çalışma süresine göre İş Kanununda düzenlenen yıllık izin sürelerine göre davacının hak kazanacağı yıllık izin süresi belirlenmeli ve bu belirlemeye göre de davacının yıllık izin ücreti alacağının kabulüne karar verilmelidir. Yıllık izin hesaplaması hususunda yanlışlık yapılmış olan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmuş olması hatalı olup boma nedenidir.
3-Mahkemece hükmedilen alacaklara yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş ancak dava dilekçesi ile istenen 100,00 TL haricindeki alacaklar yönünden hangi tarihten itibaren faiz yürütüleceği belirtilmemiştir. Hükümde bulunan bu belirsizlik infazda tereddüte yol açacağından hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının taraflara iadesine, 14.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy