Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalı ... vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle, mahkeme kararında dava konusu alacaklardan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğundan ve davacı tarafça muvazaaya dayalı ücret farkı v.s. gibi bir alacak talep edilmediğinden, davalılar arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğu iddasının sonuca etkili olmadığının anlaşılmasına göre davalı ... Müdürlüğünün tüm davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacılar, murislerinin 03/08/2004-07/01/2013 tarihleri arasında davalı ...'nun alt işverenlerinde aralıksız olarak galeri sürme işçisi olarak çalıştığını, murislerinin iş kazası sonucu vefat ettiğini bildirerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne verilmiştir.
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacılar murislerinin temel ücret ve prim sistemi ile çalıştığını ve son 1 yılda bankaya yatırılan ödemelere göre ortalama aylık net 2.930,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalılar bu hususta açık bir beyanda bulunmamış, fakat davalı ... tarafından dosyaya işçiye ödenen aylık ücret miktarlarının gösterildiği bir tablo içerir belge sunulduğu ve işçinin maaşlarının yatırıldığı banka kayıtlarının dosyada bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan bilirkişi tarafından işçiye son ay banka vasıtası ile yatırılan net 1.396,00 TL ücreti olarak kabul edilmiş ve hesaplamalar bu ücret üzerinden yapılarak mahkemece hüküm altına alınmıştır. Davalının sunmuş olduğu maaşların gösterildiği belge ve banka kayıtlarına göre işçiye her ay farklı miktarlarda ücret yatırıldığı açıktır. Diğer yandan davacı tanıkları da işçinin temel ücret ve prim usulü ile çalıştığını bildirmişlerdir. Tüm bu bilgilere göre işçinin temel ücret yanında prim usulü çalıştığı açıktır. Yapılacak iş; yukarıda belirtildiği şekilde ilgili meslek kuruluşlarına müzekkere yazılarak emsal ücret araştırması yapılmalı, tanıklar temel ücret miktarı, prim sistemi ve banka dışında elden ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarında yeniden dinlenmeli, tüm bu bilgi ve belgeler toplandıktan sonra işçinin banka hesabına yatan ücretler ve davalı şirketin dosyaya sunduğu ücrete ilişkin belge hep birlikte değerlendirilerek temel ücreti ve prim sistemi belirlendikten sonra tüm alacaklar yeniden hesaplattırılarak çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'ne yükletilmesine, 02/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy