Mahkemesi : Bursa 8. İş Mahkemesi
Tarihi : 30/04/2013 (8.7.2013 T.Ek Karar)
Numarası : 2012/300-2013/102
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; 8.7.2013 tarihli ek kararın ve 30.4.2013 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacının davasının kısmi dava olarak açılması ve davanın reddine karar verilmesi üzerine kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine Mahkemece reddedilen ve kısmi olarak talep edilen miktar dikkate alınarak davacının temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar yerinde olmadığından mahkemenin 08.07.2013 tarihli ek kararı bozularak kaldırılmalı ve davacının 30.04.2013 tarihli karara yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
Davacı, iş sözleşmesini yaş dışında kalan sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurması nedeniyle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının emeklilik nedeniyle işten ayrılmasından çok kısa bir süre sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlaması nedeniyle davacının amacının emekli olmak olmadığını, bu nedenle davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tanığının beyanından davacının emeklilik dilekçesi verdikten sonra bekleme dönemi içerisinde davalı işyerinde çalışmaya devam ederken Ankara’da bulunan M. fabrikasında çalışan ve daha önce davalı işyerinde çalışan arkadaşlarını ziyarete gittikleri, davacı ve diğer işçilerin davalı işyerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra M. fabrikasında çalışmaya başladıkları, davalı tanık beyanlarında da işyerinde bir kısım çalışanların davalı işyerinden ayrılarak M. fabrikasında çalışmaya başlayacaklarına dair söylentilerin olduğunu beyan ettiği, davacı ve diğer işçilerin 11.05.2012 ile 29.05.2012 tarihleri arasında davalı işyerinden ayrılıp hepsinin 04.06.2012 tarihinde M. A.Ş.’de çalışmaya başladıkları, davacının işten ayrılırken emekli olma niyeti taşımadığı, M. A.Ş.’de çalışma niyeti ile hareket ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaş şartı dışında diğer şartların oluşması nedeniyle 1475 sayılı Yasanın 14/1-5. maddesi gereğince feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda; davacı davalı işverene sunduğu dilekçesi ile 1475 sayılı Yasanın 14/5.maddesi ve 506 sayılı Yasanın 60/1-A-a, b ve 81. maddesi gereğince sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamladığından iş akdini feshettiğini bildirmiştir. SGK kayıtlarından davacının sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğu anlaşılmaktadır.
İşçinin, iş sözleşmesini emeklilik nedenine dayalı olarak feshetmesine rağmen, başka bir işte çalışmaya başlamasının kanuni hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlığın çözümü açısından tartışılması gereken noktayı oluşturmaktadır.
İşçinin emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka işyerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında, yaş koşulunu da gerçekleştirmek sureti ile emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, 1475 Sayılı İş Kanun'un 14/1-5. maddesindeki düzenleme açısından, yasa koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez. Çalışmakta olduğu işyerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerin tamamlayan işçinin kanun ile tanınmış emeklilik nedeni ile fesih hakkını kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 8.7.2013 tarihli ek kararın bozulup kaldırılmasına, temyiz olunan 30.4.2013 tarihli kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.05.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Davacının iş akdini feshetme sebebinin başka işyerinde çalışmak olduğu tanık beyanları ile sabittir. Davacı ile diğer dava dosyalarındaki davacıların birlikte hareket ettiklerinin dosya kapsamından anlaşılmakta oluşu, hep beraber aynı gün dava dışı M. fabrikasında çalışmaya başlamış olmaları karşısında davacının ve diğer dava dosyası davacılarının asıl amaçlarının M. A.Ş.'de işe başlamak olduğu ve bu amaç doğrultusunda emeklilik iddiasıyla iş akitlerini feshettiklerinden dolayı yasanın kendilerine tanıdığı hakkı kötüye kullandıkları kanaatine varılmaktadır. Davacının kıdem tazminatını alabilmek için iş akdini yaş dışında kalan koşulları yerine getirdiğinden bahisle feshettiğini bildirmesi M.K.nun 2.maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Yaş şartı hariç olmak üzere emeklilik hakkını kazanan bir çalışanın emekliye ayrıldıktan sonra yaşam şartları gereği sonradan tekrar çalışmak zorunda kalması gayet olağandır. Ancak çalıştığı işyerinden başka bir işte çalışmak amacıyla yasanın tanıdığı emeklilik hakkını kullanarak ayrılması ise kötüniyetli hareket ettiğinin göstergesidir. Yasanın tanıdığı haklar başkasının aleyhine olacak şekilde kullanılamaz. Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının isabetli olması nedeniyle onanması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy