Mahkemesi : Antalya 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 02/12/2013
Numarası : 2012/286-2013/604
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, Antalya Y. Mahallesinde bulunan süpermarket olarak faaliyet göstenen işyerinde kasap olarak 10.10.2002 - 22.03.2012 tarihleri arasında çalıştığını son aylık ücretinin net 2200.TL olduğunu, ancak ücretinin asgari ücret olarak gösterildiğini, hiçbir sebep yokken iş akdinin işveren tarafından haksız nedenle feshedildiğini, BÇM ye şikayette bulunduğunu, bir kısım alacaklarını alamadığını söyleyerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, UBGT alacağı, fazla çalışma ücreti, ücret alacağı olmak üzere toplam 93000.TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ettiğini, arkadaşı ile iş kurduğunu, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, asgari ücretli olarak çalıştığını, asgari ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatını ödemeyi kabul ettiklerini, herhangi bir ücret alacağının olmadığını, alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, bu süreyi aşan taleplerinin reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla mesai ücreti konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını, iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve tatil mesai alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ve tatil günlerindeki çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, iddianın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma ve tatil mesaisi olup olmadığı araştırılmalıdır.
Öte yandan çalışma saatlerini ve günlerini belirleme işverenin yönetim yetkisi kapsamında olup bu bağlamda işyerinde fazla çalışma yapılıp yapılmayacağı, hafta tatillerinde ve diğer resmi tatil günlerinde çalışılıp çalışılmayacağı şayet çalışılacaksa hangi günlerde ve hangi saatler arasında yapılacağı işveren tarafından belirlenecektir. Bu belirlemenin de işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğu, işyeri politikası vb. gibi sebeplerden dolayı zaman içerisinde değişkenlik gösterebileceği kuşkusuzdur.
Dolayısıyla fazla çalışma, hafta tatili ve resmi tatil günlerinde çalıştığına ilişkin ispat külfeti altında olan davacının iddialarını tanık deliline dayanarak ispat etmek istemesi halinde ancak bu dönemde aynı işyerinde çalışan tanık anlatımları ile ispat külfetini gerçekleştirebilceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık anlatımlarına göre davacının haftalık 27 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı haftanın 6 günü 08:00-22:00 saatleri arasında çalıştığını iddia etmiş, davalı ise işyerinde vardiyalı çalışıldığını savunmuştur. Tanıklar taraf iddiaları konusunda beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece davacı iddiasını doğrulayan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerekdavacının günlük 4,5 saat fazla çalışma yapıldığının kabulü ile hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla fazla çalışma isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, taraf tanıklarının birbiriyle çelişkili beyanları bulunması nedeniyle hangi tarafın tanığının beyanına değer verileceği Mahkemenin takdirinde ise de tanık beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Davacı tanıkları davacı iddiasını doğrulamış iseler de davacı tanıklarından H.. Ö.. kendisinin 08:00-19:00 saatleri arasında çalıştığını ifade etmiştir.Diğer davacı tanığı da işyerinden davacıdan önce ayrılıp Kasap dükkanı açan ve fesihten sonra davacının yanında çalıştığı arkadaşıdır. Beyanlarından kendisine menfaat sağlayabilecek durumdadır. Ayrıca davacı tanığının kasap olması işyerinde aynı dönemde 9 kasap çalıştığı konusundaki tanık beyanları da nazara alındığında vardiyalı çalışma sisteminin olduğuna dair davalı tanık beyanlarının daha doğru ve hayatın olağan akışına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu nedenlerle davacının fazla çalışma alacağının davalı tanık beyanlarına göre hesaplanması gerekirken davacı tanık beyanlarına göre hesaplanması hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy