Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş aktinin işveren tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı kıdem ve ihbar tazinatı ile fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti istemlerine ilişkindir.
Davalı, davacının iş aktini istifa dilekçesi ile sonlandırdığını, herhangi bir alacağı bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iş aktini davacının sonlandırdığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatı talebinin reddine, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücretine yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 27. maddesinde ana gayrimenkulün kat malikleri kurulunca yönetileceği, 34. maddesinde kat maliklerinin , ana gayrimenkul yönetimini kendi aralarından veya dışardan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilecekleri bu kimseye “yönetici”, kurula da “yönetim kurulu” deneceği, ana gayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü var ise yönetici atanmasının mecburi olduğu, ana gayrimenkulün bütün bölümlerinin bir kişinin mülkiyetinde ise malikin kanunen yönetici durumunda olacağı, 35. maddesinde yöneticinin ana gayrimenkulün tümünü ilgilendiren tebligatı kabul edeceği, 20. maddesinde kat
maliklerinin her birinin aralarında başka bir anlaşma olmadıkça kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine eşit olarak, ana gayrimenkulün sigorta giderlerine arsa payları oranında katılacakları, 4857 sayılı Yasa’nın 110. maddesi gereğince Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan ve 03.03.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Konut Kapıcıları Yöneticiliğinin 3. maddesinde “işverenin” Konutun maliki ve ortaklarını, “yöneticinin” işveren vekili olarak hareket eden kişiyi ifade edeceği, 4. maddesinde konut yöneticisinin İş Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerinin uygulamasında ve yargı uyuşmazlıklarında işverenin temsilcisi olduğu bildirilmiştir.
Kat mülkiyeti kurulmamış ortak konutta ortakların anlaşarak yönetici şeklinde işveren vekili görevlendirmelerine kanunen bir engel yoksa da 634 sayılı Kanunun 34. maddesi gereğince seçilen yöneticinin işveren vekili olarak yargı uyuşmazlıklarında işvereni temsil edebilmelerine karşın, işveren vekili sayılan böyle idari şekilde atanmış yöneticinin işvereni mahkemelerde temsil yetkisi yoktur.
Gerek işçilik alacakları gerekse hizmet tespitine ilişkin davalar işveren vekili olan yöneticiyi hasım göstererek açılabilirse de dava sonucunda hüküm yönetici hakkında değil hüküm yerinde işveren olan kat malikleri belirtilip kat maliklerinin yönetim planında aksi belirtilmemiş ise eşit oranda sorumlu tutulmaları gerekir.
Kat mülkiyeti kurulmamış gayrimenkullerde davanın tüm ortaklara veya kat mülkiyeti kurulmakla birlikte yönetici veya yönetim kurulu oluşturulmamış gayrimenkullerde ise kat malikleri kuruluna (tüm kat maliklerine) karşı açılması gerekir.
Somut olayda, işveren vekili olarak site yönetimine dava açılması doğru ise dava soucunda hükmün yönetici hakkında değil işveren olan kat maliklerinin eşit oranda sorumluluğu şeklinde kurulması gerekir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi hatalı olmuştur.
Ayrıca dava, 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte bulunduğu 07/03/2011 günü açılmıştır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu üzerine davacı istemlerini 11/06/2013 günlü ıslah dilekçesi ile arttırmıştır. Mahkemece hüküm altına alınan yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücretinin ıslah dilekçesi ile arttırılan kısımlarına ıslah tarihi yerine davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'da düzenlemesi bulunmayan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 107.maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası nitelemesi yapılarak-dava tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 448.maddesi uyarınca HMK tamamlanmamış işlemler hakkında uygulanacağından ve dava HMK öncesi HUMK zamanında açılmış bulunmakla ıslahla arttırılan kısımlara ıslah tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmelidir.
Anılan yönlerin gözetilmemesi bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinden " dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak" sözcük dizisinin çıkarılarak yerine "50 TL'sına dava, 882,40 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sitenin kat maliklerinden eşit oranda alınarak" sözcük ve rakamlarının yazılmasına, hükmün 2. Bendinden " dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak" sözcük dizisinin çıkarılarak yerine "100,00 TL'sına dava, 3.054,47 TL'sına ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sitenin kat maliklerinden eşit oranda alınarak" rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün 6. 7. ve 9. bentlerindeki "davalıdan" sözcüklerinin çıkarılarak yerlerine "davalı sitenin kat maliklerinden eşit oranda" sözcüklerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy