Mahkemesi : Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 07/01/2014
Numarası : 2011/2876-2014/30
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı işyerinde 12.09.2008-04.10.2011 tarihleri arasında muhasebe elemanı olarak çalıştığını, işverenin çay getirmesini, kahvaltı ve yemek hazırlamasını talep etmesi ve kendisinin de bunu kabul etmemesi üzerine davalı tarafından iş akdinin feshedildiğini bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında işyerinde fazla mesai yapıldığı ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olduğu hususlarında ihtilaf bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Diğer yandan 4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına dayalı olarak fazla mesai ücreti yönünden haftada 6 gün 7.00-18.00 saatleri arasında fazla çalışma olduğunun kabulü ile haftalık ortalama 12 saat fazla mesai yapıldığının ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamasında ise tanık beyanlarına dayalı olarak Ramazan bayramının 2 günü dışında tüm genel tatillerde çalışma yapıldığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Oysa davacı dava dilekçesinde 12.04.2010-04.10.2011 tarihleri arasında haftada 4 gün 8.00-16.00 saatlerinde ve kalan 2 gün ise 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, ayrıca Ramazan ve Kurban bayramlarında birer gün izin kullandığını, geriye kalan ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını beyan etmiştir. Bu sebeple bilirkişi raporu hatalı olup, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden talep edilenden fazla miktarda alacak hesabı yapılmıştır. Mahkemece 6100 sayılı HMK 26. maddesine aykırı şekilde davacının talebi aşılarak, hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle karar verilmiş olması doğru olmayıp bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy