Mahkemesi : Çorum 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 26/11/2013
Numarası : 2011/106-2013/844
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, Aralık 1995 tarihinden iş akdinin feshi tarihi olan 25.01.2011 tarihine kadar davalı şirketin (24.12.2007 tarihinde tamamlanan satış işlemlerinden önceki adıyla OYAKBANK A.Ş.'nin) bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, hafta içi her gün saat 08.00'de işe başladığını, en erken 21.00'e kadar mesai yaptığını, yemek molası ve ara dinlenme yapmadığını, öğle yemeklerini işyerinde geçiştirmek zorunda kaldığını, çalıştığı dönem boyunca yılbaşı, dini-milli bayram ve hafta tatillerinde çalıştığını; bu çalışmalarının karşılığı ücretlerinin ödenmediğini, dönem dönem bordrolarda göstermelik fazla mesai ücreti gösterildiğini, bu şekilde fazla mesai ücreti talep etmesinin engellenmeye çalışıldığını ileri sürerek fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, dini-milli bayram çalışma ücreti taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin devir işleminden önceki dönemler için yasal sorumluluğunun olmadığını, davacının çalıştığı süre içinde tüm yasal haklarını kullandığını, çalışması varsa bordrolara imza atarak karşılığını aldığını, bankaların açılış ve kapanış saatlerinin belli olduğunu, dini bayram ve resmi tatillerde bankaların açık olmasının ve çalışmasının söz konusu olmadığını, resmi tatil günlerinde çalışma yapılmış ise karşılığının ödendiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bilirkişi raporunun dosyada bulunan ve davacı tarafından imzalanan giriş çıkış kayıtlarına göre hazırlandığı, alacaklar kayıtlara göre hesaplandığından hakkaniyet indirimi yapılmadığı, davacıya yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davacının alamadığı fazla mesai ücreti alacağı, hafta tatili alacağı ve dini-milli bayram çalışma alacaklarının tespit edildiği, ibranamenin tarihsiz olması ve ibranameye davacı tarafından saklı kalması konusunda itirazı kayıt düşülmüş olduğundan ibranamenin ibra anlamında geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır.
Somut olayda; dosyada mevcut ve davacının imzasının bulunduğu 01.05.2002 tarihli iş sözleşmesinde fazla mesai ücreti alacaklarının ücrete dahil olduğunun belirlendiği görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının yıllık 270 saatin üzerinde ödenmeyen fazla mesai ücreti alacağı olup olmadığı konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy