Mahkemesi : Bursa 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 12/12/2013
Numarası : 2012/106-2013/989
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı işyerinde conta ayıklama işçisi olarak çalıştığını, sözleşmenin haksız olarak işveren tarafından sonlandırıldığını belirterek kıdem, ihbar tazminatı ile birtakım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının yapması gereken işi gerektiği gibi yapmaması nedeniyle, uyarılar verildiğini ve daha sonra da davacının işi bırakıp gittiğini beyan etmiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin fazla mesai çalışması yapıp yapmadığı, davalının ıslahla beraber davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunup bulunamayacağı ve ücret alacağı hususu ihtilaflıdır.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Mahkemece, davacının 3 gün 08.00-16.00 ve 3 günde 08.00-24.00 arası çalışma yaptığı belirtilerek, ara dinlenmeler düştükten sonra hafta da 16.5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir. Davacı işyerinde 05.10.1996-08.04.2012 tarihleri arası 15 yıl 4 ay 3 gün süreyle çalışmıştır. Davacının fazla mesai alacağı hesaplaması tanık beyanlarına göre yapılmıştır. Ancak dinlenen tanıklar davacının çalıştığı dönemde 2008-2009-2010 yılları hakkında bilgi sahibi değillerdir. Bu nedenle davacının fazla mesai alacağı hesabı yapılırken tanık beyanlarına çalıştıkları dönemle sınırlı olarak değer verilip, bu nedenle 2008-2009-2010 yılları için hesaplama yapılmaması gerekirken, tüm çalışma dönemi için fazla mesai alacağının hesaplanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-6100 sayılı HMK'nın 176/1. Maddesine göre, taraflardan her biri yapmış oldukları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilirler. Aynı yasanın 180. Maddesinde davanın tamamen ıslahı düzenlenmiştir. Buna göre davasını tamamen ıslah eden davacı yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda olduğu gibi, davanın tamamen ıslahına ilişkin talebini de harçlandırmak zorundadır. Islah işlemi mahkemece karar verilmeden önce yapılabilen bir işlem olup, Yargıtay bozma kararı sonrasında ıslah yapılması mümkün değildir. O halde ıslah yoluna başvuran taraf, mahkemece karar verilmesinden önce usulüne uygun olarak ıslah işlemini yapmalıdır.
Somut olayda davalı, 26.03.2013 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçisini ıslah ederek davaya karşı zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Davalı 6100 sayalı HMK’nin kendisine tanıdığı bu hakkı kullanmıştır. Ancak bu hususta mahkemece herhangi bir karar verilmemiştir. Mahkemece davalının ıslah işlemi dikkate alınmalı ve davaya karşı yaptığı zamanaşımı itirazını değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor aldırılmalı ve çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Mahkemece, davacının ödenmeyen 1756.00 TL ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak davalı işveren, davacının borçlusu olduğu Bursa 5. İcra Müdürlüğünce yapılan 2004/2585 esas sayılı icra dosyasına maaş kesintisi olarak 1125.00 TL ödeme yapmıştır. Bu ödemenin ücret alacağından mahsup edilmesi gerekirken, edilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 29.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy