Mahkemesi : Antalya 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 28/11/2013
Numarası : 2012/286-2013/590
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalının işletmekte olduğu otel niteliğindeki işyerinde 18/08/2008 tarihinde başladığı görevine 10/02/2011 tarihinde haksız şekilde son verilmesi üzerine açtığı işe iade davası sonunda feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilip kesinleşmesi üzerine davalıya çektiği ihtarname sonrasında davalının kabulü ile 24/04/2012 tarihinde işe başladığını, davalının aynı çalışma ortamını ve şartlarını sağlamayarak kötü niyetle hareket ederek işe iade kararı neticesinde davacının hak ettiği alacakların önüne geçmek için görünürde işbaşı yaptırması sonucunda 27/04/2012 günü ihtarname çekerek işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen aylara ilişkin haklarını talep ettiği halde ödenmemesi nedeniyle işe başlatmama tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve ihtarname masrafı alacaklarının tahsili için giriştiği icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile (%40) oranında icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur.
Davalı cevabında, davacının işe başlatıldığı halde iş koşulları ve performansı konusunda mutabakat sağlanamadığını, davacının kendisinin işi bıraktığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının gerçekte işe başlatma iradesinin olmadığından işe başlatmama tazminatı, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ile bunların talep edilmesi için çekilen ihtarname masrafınan oluşan alacakları ödemesi gerektiği gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektiğinden bahisle icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında icra inkar tazminatı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının yasada gösterilenden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 sayılı Yasasının 8. Ve 28.maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediğide gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkar tazminatı asıl alacak bakımından söz konusu olur. İlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlar olduğundan alacağın likit olmadığından edilemez.
Hal böyle olunca, İ.İ.K 67.maddesinde değişiklik yapan 6352 sayılı Yasa emredici olup konu düzenini ilgilendirdiğinden yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal etkisini göstereceğinden tamamlanmamış tüm hukuki durumlara derhal uygulanması gerekeceği dikkate alındığında davacı yararına (%20) oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 29/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy