Mahkemesi : Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 12/11/2013
Numarası : 2012/6-2013/547
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davacının iş akdine haksız ve bildirimsiz olarak son verildiğini öne sürerek ücret farkı alacağı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, genel tatil ( bayram çalışması ve hafta tatili) ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iş akdine 4/b kadrosunda iki elemanın görevlendirilmesi nedeniyle son verildiğini, davacının çalışmalarının aralıklı olması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultsunda davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Mahkemece her ne kadar kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren faiz işletilmesi hüküm altına alınmış ise de; davacı işçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiğine dair dosya içerisinde mevcut bir bilgi, belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde davalı tarafın emeklilik işleminden haberdar olmadığının kabulü gerekir. Dosya kapsamına göre, davalı işveren en erken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Adana Bölge Müdürlüğü'nün 16.12.2011 tarihinde kendisinden bilgi istemesi ile emeklilikten haberdar olmuştur. Mahkemece bu husus gözetilmeden kıdem tazminatına fesih tarihinden faiz işletilmesi hatalıdır.
3-Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Mahkemece davacı lehine bilirkişi raporu benimsenerek fazla çalışma ücreti ve genel tatil ücreti alacağı hüküm altına alınmış ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Zira, hükme esas bilirkişi raporundaki hesaplamalar tanık beyanlarına dayanmaktadır. Ancak davalının resmi bir kurum olduğu dikkate alındığında sadece soyut tanık beyanları ile sonuca gidilmesi doğru değildir.
Bu nedenle davacının hizmet dönemi itibari ile çalıştığı okul işyerinden ikili eğitim olup olmadığı, aynı işi yapan kaç kişi bulunduğu, dönüşümlü veya nöbetleşe çalışma olup olmadığı sorularak belirlenmeli, ilgili bilgi ve belgeler celbedildikten sonra tanık beyanları ile birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulup gerekirse ek hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, 26.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy