Mahkemesi : İskenderun 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 08/10/2013
Numarası : 2013/259-2013/41
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalı asıl işverene bağlı olarak İskenderun Deniz Hastanesinde çeşitli taşeron şirketlerde Mayıs 2008 - 31/12/2012 tarihleri arasında asgari ücretin üzerinde bir ücret ile çalıştığını, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalı nezdinde çalıştığına dair hiçbir kayıt ve belge bulunmadığını, idarenin kamu kurumu olduğunu, kamu kurumlarında istihdam edilecek personellerin kanun ve yönetmeliklerle belirlendiğini, davalı idarenin hizmet satın almış olduğu ihale yüklenici firmada çalışmış olması halinde ise husumetin davacının işvereni olan firmaya yönetilmesi gerektiğini, davacının 06/02/2012 tarihinde davalı bakanlığa bağlı asker hastanesi baştabipliğine hiçbir hak ve alacağının olmadığını beyan eden ibraname verdiğini, davacının iddia ettiği tarihlerde değil Nisan 2009 - 31/12/2012 tarihleri arasında yüklenici firmanın işçisi olarak hastanenin temizlik işlerinde çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı kuruma ait hastanede 20.08.2008-31.12.2012 tarihleri arasında çalıştığı, iş akdinin ihalelerin yenilenmemesi nedeniyle feshedildiğini, davacının kıdemine göre çalışma süresi içerisinde kullanılmayan ve ödenmeyen 56 gün yıllık izin alacağı bulunduğu, davacının davalı işyerinde haftanın 6 günü sabah 07:00 akşam 16:00 saatleri arasında hafta 3 saat fazla çalışma yaptığı (günlük 9 saat – 1 saat ara dinlenme = 8 saat günlük) ayrıca davacının haftanın bir günü 16:00-7:00 arası nöbetçi kaldığı ve bu nöbeti sebebiyle haftada 6 saat gece fazla çalışma yaptığı, davacının genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalıştığını ise ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2'nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren - alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Yasanın 2 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, dosya içerisinde bulunan davacıya ait SGK Hizmet Döküm cetveline göre; davacı 2003 - 05.08.2008 tarihleri arasında 1003406 işyeri sicil nolu, 20.08.2008- 14.04.2009 tarihleri arasında 1046432 işyeri sicil nolu, 01.05.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 1047302 işyeri sicil nolu, 01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 1049827 işyeri sicil nolu, 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasında 1053044 işyeri sicil nolu ve 01.01.2012 – 31.12.2012 tarihleri arasında ise 1056678 işyeri sicil nolu işyerlerinde çalışmıştır.
Davacı Mayıs 2008-31.12.2012 tarihleri arasında davalı Bakanlığa ait İskenderun Deniz Hastanesinde çalıştığını iddia etmiştir. Davalı, davacının Nisan 2009-31.12.2012 tarihleri arasında yüklenici firmalarda çalıştığını savunmuştur. Mahkemece, davacının 20.08.2008-31.12.2012 tarihleri arasında davalı kuruma bağlı hastanede çalıştığı ve davalı kurumun asıl işveren, hizmet döküm cetvelinde davacının çalışması gözüken işyerlerinin ise alt işveren olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Davacının son çalıştığı şirketin Adapark İnşaat Şirketi olduğu ve şirket adresinin İskenderun Asker Hastanesi olduğu dosya içerisinde mevcut belgelerden anlaşılmakta ise de davacının çalıştığı diğer işverenlere ait işyeri tescil bilgileri dosya içerisinde bulunmamaktadır. Davacının 20.08.2008- 14.04.2009 tarihleri arasında çalıştığı 1046432 işyeri sicil nolu işyerinin davalı kurumun yüklenici firması olup olmadığı netleştirilmemiş, davacının davalıya bağlı olarak çalıştığını iddia ettiği Mayıs 2008-31.12.2009 tarihleri arasında hizmet döküm cetvelinde gözüken işyerleri ile davalı kurum arasında hizmet alım sözleşmesi yapılıp yapılmadığı araştırılmamış, davalı kurum ile davacının davalı kuruma bağlı olarak çalıştığını idida ettiği dnemde sigortalı gösterildiği işyerleri arasındaki hukuki ilişki netleştirilmemiştir. Eksik araştırma ile hüküm kurulamaz.
Davacı, davalının asıl işveren olduğunu, hizmet döküm cetvelinde çalışması gözüken işyerlerinin ise alt işveren olduğunu iddia ettiğine göre, davalı kurum ile davacının hizmet döküm cetvelinde çalışması gözüken işyerleri arasında hukuki ilişkinin işyerlerine ait bilgiler, hizmet alım sözleşmeleri, davacının çalışma dönemine ait belgeler getirtilerek netleştirilmesi, davalı kurumun asıl işveren olup olmadığı ve asıl işveren ise sorumlu olduğu dönemin belirlenmesi bundan sonra davacı tarafından talep edilen alacaklar hakkında hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 12.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy