Mahkemesi :Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi :14/11/2013
Numarası :2012/224-2013/560
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı dava dilekçesi ile davalı şirketin hazır beton işi ile uğraştığını, davalı şirkette 2007-2010 yılları arasında girdi çıktılarla çalıştığını, en son çalışmasının Nisan 2010-Aralık 2010 arası olduğunu, işverence davacıdan ibraname alındığını, ancak ibranamede belirtilen alacakların davacıya ödenmediğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının işyerinde 02/11/2007-16/11/2007 ile 09/04/2010-14/12/2010 tarihleri arası iki dönem çalıştığını, iki dönem çalışmasında da kıdem tazminatına hak kazanmadığını, ikinci dönem çalışması karşılığı ihbar tazminatına karşılık 695,86 TL ödeme yapıldığını, yapılan fazla çalışma karşılığı ücretlerinin ödendiğini, daha fazla çalıştığına yönelik iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, taleplerinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş,
İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği ve çalışma süresi bakımından kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır. İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Somut olayda; davacının sigortaya 02/11/2007-16/11/2007 tarihleri arasında 15 gün 09/04/2010-14/12/2010 tarihleri arasında 8 ay 3 gün çalışması bildirilmiş olup davacı sigortaya bildirilen süre dışında çalışmalarını tanık beyanları ile ispat edememiştir. Bu durum karşısında hizmet süresinin 8 ay 18 gün olarak kabul edilerek tüm alacak taleplerinin bu süreye göre değerlendirilip kıdem ve yıllık izin alacağı talebinin reddine diğer alacak taleplerinin bu süreye göre hesaplanıp karar verilmesi gerekir. Yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy