Mahkemesi : Adana 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 08/01/2014
Numarası : 2012/893-2014/14
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davacının çalışma koşullarının ağır olması ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı olarak sona erdirdiğini öne sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 17 kişilik bir grup ile hareket ederek ve bu kişilerden bir kısmının tehditleri ile iş akdinin sona erdiğini ve topluca işten ayrıldıklarını, davacının işe gelmemesi nedeni ile Adana 5. Noterliğinin ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacının bu ihtarnameye kayıtsız kaldığını ve tüm haklarının ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tanıkları davacının iş akdini kendisinin feshettiğini bildirdikleri ve davalı işverence davacının 13/10/2009 tarihinde S. Plastik Personel Müdürlüğü'ne verdiği imzalı dilekçesinde çalışmakta olduğu işyerinden kendi isteği ile ayrılmak istediğine ilişkin dilekçesinin bulunması, istifa dilekçesinin iradesinin sakatlanarak veya hile ile alındığı hususunun da ileri sürülmediği ve davacının kısa bir süre sonra başka bir işyerinde işe girdiği hususları da hep birlikte değerlendirildiğinde davacının iş akdinin istifa etmek suretiyle kendisinin feshettiği, gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, Toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir.
4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır.
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır.
Somut olayda, davacı 13.10.2009 tarihinde '' çalışmakta olduğum iş yerinizden 12.10.2009 tarihinden itibaren kendi isteğimle ayrılmak istiyorum. '' içerikli istifa dilekçesi vermiş olup, istifa dilekçesini ve altındaki imzayı inkar etmemekle birlikte işçilik alacaklarının ödeneceğinin söylenmesi nedeniyle bu dilekçeyi verdiğini iddia etmiştir. İstifa dilekçesinde, istifa nedeni belirtilmemiş olup, davacı tanıkları, davacının işçilik alacaklarını alamadığı için istifa ettiğini doğrulamıştır. Mahkemece davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacağı olduğu belirlenerek hüküm altına alınmıştır. Yukarıda ilke kararında da açıklandığı üzere 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olup fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini feshettiği kabul edilerek yararına kıdem tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 26.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy