Mahkemesi : Bursa 7. İş Mahkemesi
Tarihi : 11/02/2014
Numarası : 2012/1320-2014/68
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı işyerinde 25.11.2005-27.04.2012 tarihleri arasında makineci olarak çalıştığını, emekli olması nedeniyle iş akdini sonlandırdığını, Bursa 15. İcra Müdürlüğü'nün 20.11.2012 tarih, 2012/10839 Esas sayılı dosyası ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili için icra takibine başladığını fakat davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, yıllık izin alacağının olmadığını savunarak davanın reddine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece itirazın kısmen iptaline ve tarafların icra inkar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17'nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
Somut olayda davalı davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını bildirmiştir. Gerçekten de dosya içerisinde bulunan 27.04.2012 tarihli el yazılı belgeye göre davacının işyerinden kendi isteği ile ayrıldığına dair beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacı emekliliğe hak kazandığından dolayı işten ayrıldığını bildirmiş ise de bu konuda dosyada fesih tarihinden önce SGK'dan alınmış bir belge bulunmamaktadır. Davacının iş akdinin kendisi feshettiği sabit olmakla birlikte dosyada istifa dilekçesinin bulunması, davacının emekliliğe hak kazandığına dair kurum yazısının bulunmaması ve fesihten yaklaşık 6 ay sonra yani 23.10.2012 tarihinde ihtar göndermek sureti ile kıdem tazminatı alacağının talep edilmiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, davacının işten ayrılış nedeninin istifa mı yoksa emeklilik sebebine mi dayandığı hususu aydınlatılmamıştır. Yapılacak iş SGK'dan davacının fesih tarihinden önce emekliliğe hak kazanıp kazanmadığı noktasında başvurusu olup olmadığı araştırılmalı ve davacının dosyada bulunan istifa dilekçesini neden imzaladığı yönünde beyanları alındıktan sonra tüm dosya kapsamına göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
3-Dava konusu alacakların varlığının ispatı yargılamayı gerektirdiğinden ve bu alacaklar likit olmadığından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilemez. Bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy