Mahkemesi : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 05/02/2014
Numarası : 2012/441-2014/122
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacının temyizine gelince;
Davacı vekili, davalı işverenin 17/01/2011 tarihinde iş yerinin bahçe kısmını alt işverenlik ilişkisi kurarak devretmesi üzerine davacının işten çıkartıldığını, 20/07/2011 tarihine kadar da alt işveren bünyesinde çalıştığını, davalı tarafın, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma alacakları ve alt işveren döneminde geçen kıdem tazminatını ödemediğini, iş yerinde devam ettiği süre boyunca ortalama 08:00-17:30 arası çalıştığını, iş yerine ait olan ve sahilde bulunan restaurantta akşam 20:00 den sabah 08:00 e kadar nöbet tuttuğunu, bu fazla çalışmaların ödenmediğini, davalı tarafın ilk yıl hak kazandığı yıllık ücretli iznini kullandırdığını, fakat ikinci yılında ve ikinci yılın dolmasından sonra işten çıkış tarihine kadar geçen sürede hak kazandığı yıllık ücretli izinlerini kullandırmadığını, davalı tarafça daha fazla kıdem tazminatı ödememek için 17.01/2011 tarihinde kötü niyetli olarak işten çıkarıldığını, bu sebeple davacının alt işveren bünyesinde çalıştığı sürenin de asıl işverende geçmiş sayılarak bu döneme ilişkin kıdem tazminatının da asıl işverenden tahsili gerektiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve kötüniyet tazminatı alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, yazılı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanlarında davacının davalıyı ibra ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı olarak fesedildiğinin isbatının davalı işverene ait olduğu, davalı tarafça davacının şahsi dosyası içerisinde sunulan istifa dilekçesinde davacının iş sözleşmesini kendisinin sona erdirmiş gibi görünse de yıllarca işyerine emek veren bir insanın haklarını almadan iş yerinden hiç sebep gösterilmeksizin ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki davalı tarafça davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, bu hali ile davacının istifa ederek işyerinden kendi isteğiyle ayrılmadığının davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erdirildiğinin kabulünün gerekli olduğu, davacı taraf alt işverende geçen sürenin de davalıya ait kıdemden sayılmasını talep etmiş ise de, gerek dosya içerisindeki bilgi ve belgeler gerekse dinlenen tanık beyanlarından davacının işten ayrıldıktan sonra çalıştığı işyerinin davalının alt işvereni olduğuna dair her hangi bir delilin dosya kapsamında olmadığı, bu hali ile sadace davalının hizmetinde geçen sürenin hesap edilmesi gerektiği kanaatine varılarak davacının ihbar tazminatı talebinin kabulü,kıdem tazminatının ve yıllık izin alacağının davalı tarafça davacıya ödenmiş olması nedeniyle reddi gerektiği, davacının iş güvencesi kapsamında olması nedeniyle kötüniyet tazminatı talebinin de reddi gerektiği, davacının davalı iş yerinde fazla mesai yaptığı buna karşılık davalının davacıya fazla mesai karşılığı herhanği bir ücret ödemediği, davalı tarafça sunulan ibranamede genel ve soyut ifadelerle alacağın bulunmadığı ifade edilmesi nedeniyle ibranameye değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı şirket ile dava dışı Ö.. E.. işyeri arasında organik bağ olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı, dosya içerisinde bulunan sigorta hizmet cetveline göre 07.10.2008-16.01.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde, 17.01.2011-23.07.2011 tarihleri arasında ise Ö.. E.. isimli işyerinde çalışmıştır. Davacı, 17.01.2011-23.07.2011 tarihleri arasında Ö.. E.. isimli işyerinde geçen çalışmasının da davalı şirkette geçtiğinin kabul edilerek hesaplamaların buna göre yapılmasını talep etmiştir. Davalı talebin reddini savunmuştur. Mahkemece davalı şirket ile dava dışı işyeri arasında organik bağ olduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının bu talebinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma yetersizdir.
Mahkemece davalı şirket ile dava dışı Ö.. E.. isimli işyeri arasındaki bağın netleştirilmesi adına davacının çalıştığı bu şirketlerin sigorta sicil kayıtları ve ticari sicil kayıtları getirilmeden, bu şirketler arasında organik bağ, birlikte istihdam veya işyeri devri gibi bir ilişki bulunup bulunmadığı açıkça ortaya konulmadan, davacının işyerleri arasında organik bağ olduğunu ispatlayamadığının kabulü ile işçilik alacaklarının 17.01.2011 tarihine kadar hesaplanması hatalıdır. Mahkemece, davacının çalıştığı bu işyerlerinin sigorta sicil kayıtları ve ticari sicil kayıtları getirtilmeli ve taraf tanıkları yeniden yöntemince çağrılarak tanıklardan davalı ve dava dışı işyeri arasında işyeri devri, asıl-alt işveren ilişkisi Ya da başka bir hukuki bağ olup olmadığı, davacının 07.10.2008-20.07.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalışıp çalışmadığı, özellikle davacının 17.01.2011 ve 23.07.2011 tarihleri arasındaki çalışmasının davalıya ait işyerinde geçip geçmediği sorularak netleştirilmeli, kayıtlar ve tanık beyanları birlikte değerlendirilerek işyerleri arasında bağ olup olmadığı saptandıktan sonra davacının talep ettiği alacaklar değerlendirilmelidir.
Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy