Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işyerinde asgari ücretle büro elemanı olarak çalıştığını, 01.08.2001 tarihinde emekli olduğunu, SGK kayıtlarında farklı şirketlerde çalışmış gibi kayıt bulunduğunu ancak bu şirketlerin çoğunun davalı şirket sahiplerinden Hüseyin Yayla'nın yakın akrabalarına ait olduğunu, işyerinde fiilen ve sürekli olarak çalıştığını belirterek kıdem tazminatı ile yıllık izin, genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, 1994 yılından sonra davacının çalışmasının bulunmadığı, davalı şirketin bu tarihten sonra Ankara'da faaliyet gösterdiğini, diğer şirketlerdeki çalışmalarının davalı şirket ile ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının tüm çalışmasının aynı adreste bulunan şirketlerde geçtiği, davacının sürekli aynı büroda çalıştığı, davacının işçi olarak sürekli ve fiilen davalı şirketin bürosunda çalıştığı, en son çalıştığı Şal isimli şirket ile davalı Yayla isimli şirketin, soyadı Yayla olan ve Kalo olan kişilerin aile şirketleri olduğu tüm şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı şirket ile davacının çalıştığı dava dışı şirketler arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının tüm hizmet süresi üzerinden davalı şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesi yerindedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin tetkikinden davacının asıl ve açılan iki ek dava ile toplam 63,46 TL nispi peşin harcı yatırdığı, mahkemenin 16/12/2004 tarihli kararı ile bakiye 155,47 TL, 03/07/2012 tarihli kararı ile bakiye 235,76 TL ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilerek Maliyeye tahsili için müzekkere yazdığı, böylece Hazine'ye bu dava nedeniyle (63,46 TL + 155,47 TL + 235,76 TL) = 454,69 TL nispi harç yatırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yatırılan toplam 454,69 TL nispi harçtan alınması gereken 289,25 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 165,44 TL harcın davalıya iadesine karar
verilmesi gerekirken yatırılan nispi harcın miktarı hatalı hesaplanarak 273,49 TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Ayrıca bilirkişi ücreti olarak 193,00 TL ödendiği görülmekle de yargılama giderleri arasında bilirkişi ücreti olarak 200,00 TL'nin hesaplamaya dahil edilmesi de hatalı olmuş ise de bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, kararı davacının temyiz etmediği de gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasının "Harçlar yönünden" başlıklı 2 nolu bendinin (a) alt bendi ile "Yargılama gideri yönünden" başlıklı 3 nolu bendin tamamen çıkarılarak yerine,
"2-Harçlar yönünden; a) Alınması gereken 289,26 TL harcın peşin yatırılan 454,69 TL nispi harçtan mahsubu ile artan 165,44 TL harcın davalıya iadesine,
3-Yargılama gideri yönünden; Davacı tarafça yapılan on dört adet tebligat ücreti, 83,00 TL, müzekkere ücreti 7,30 TL, bilirkişi ücreti 193,00 TL olmak üzere 283,30 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre 263,47 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına" rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.