Mahkemesi : Finike Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 27/01/2014
Numarası : 2005/191-2014/38
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekili müvekkilinin, davalının yanında şoför olarak 1992 yılından 03.06.2005 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, davalı işverenin önceden haber vermeksizin ve haksız olarak müvekkilini işten çıkardığını tazminatları ile fazla çalışma ücretinin ödemediğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve kötü niyet tazminatı ile fazla çalışma ücreti ve prim alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili yanında tarım işçisi olarak geçici ve süresiz olarak çalıştığını, çalışmasının tarım işi olduğunu ve İş Kanunu kapsamında olmadığından bu tür ihtilaflarda İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağını, müvekkilinin davacı işçisini sigortaya bildirme ve prim ödeme zorunluluğu bulunmamasına rağmen davacının çalıştığı sürelere ilişkin sigorta primlerini aksatmadan ve eksiksiz olarak yatırdığını, davacının iddiasında bildirdiği tarihlerde Finike Orman İşletme Müdürlüğü'nde ve Elmalı Orman İşletme Müdürlüğü'nde İş Kanununa tabi olarak çalıştığını, yine müvekkiline haber vermeksizin işten ayrılarak başka bir yerde çalışmaya başladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı işveren yanında yılın belirli zamanlarında ve meyve bahçelerinde bahçıvan olarak çalıştığı, davacının sürekli olarak davalı yanında şoför olarak çalıştığı iddiasını ispatlayamadığı, çalıştığı dönemlerde davalı tarafından sigortalı olarak gösterildiği; 1991, 1995 ve 2001 yıllarında davacının başka iş yerlerinde sigortalı olarak çalıştığının SGK hizmet döküm cetvelinden anlaşıldığı, diğer yıllarda davalı yanındaki çalışmalarının mevsimlik olarak kabul edilmesi halinde sezonun bitmesi ile iş akdinin sona ereceği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, davalı tanıklarının beyanları ve davacının aksi yönde bir delil sunamaması nedeniyle davacının istifa ederek iş yerinden ayrıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
SGK kayıtlarının incelenmesinde; sigortaya 15.06.1992-15.10.2003 tarihleri arasında davalı işverence, kesintili olarak toplam 2848 gün çalışmasının bildirildiği davacının 1992-03.06.2005 tarihleri arasında davalı yanında geçen eksik bildirilen hizmet süresinin tespiti için açtığı davanın ispat edilemediğinden reddedilerek kesinleştiği, verilen kararın Yargıtay 21.HD.ce 03.06.2013 tarihinde onandığı anlaşılmaktadır. Kesinleşen bu hüküm karşısında davacının davalı yanında SGK.na bildirilen süre kadar çalıştığının kabulü gerekir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kasamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren aralarındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir.
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 66 ncı maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra ayın madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
1.Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
2.Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
3.Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde,
4.Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde,
çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Somut olayda davalıya ait işyeri toplam 120 dönümlük Portakal ve Nar bahçesinden oluşan tarım işyeri olduğu davacının bahçe bakımı ve sulama işi yaptığı, davacının şikayeti üzerinde Çalışma Bakanlığınca düzenlenen tutanakta tarım işçisi olarak çalştığının belirlendiği anlaşılmaktadır.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir Asliye Hukuk Mahkemesi görevlendirilir. İş Mahkemelerinde görülmesi gereken bir dava İş Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış ise davada genel mahkemenin görevine giriyorsa mahkeme görevsizlik kararı veremez. İş Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaya ara kararı ile "Asliye Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla" baktığını belirterek davaya devam eder.
Davacı İş Kanunu kapsamında çalışmadığından davaya bakmaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan ara kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile bir karar verilmesi gerekirken işi esasının incelenerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olmakla temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy