Mahkemesi : Düzce İş Mahkemesi
Tarihi : 21/03/2013
Numarası : 2010/512-2013/193
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 1.8.2008 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, 30.4.2009 tarihinde "işyerine gelme" denilerek iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, dokuz aylık süre zarfında sadece 1.500,00 TL avans ödendiğini, aylık 1000,00 TL den 7.500,00 TL ücret alacağı olduğunu, fazla çalışma, hafta sonu, tatil ücreti ve bayram tatili ücreti alacaklarının ödenmediğini bildirerek işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının bütün haklarını aldığına dair davalıyı ibra ettiğine ilişkin 22.6.2009 tarihli ibranameyi sunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece sunulan belgelerdeki imzalara karşı davacının imza inkarının yerinde olduğu, 22.6.2009 tarihli ibranamede de ödeme vaadiyle alınmış olabileceği kanaati uyandığından bahisle geçerli olmadığı gerekçesiyle davacının ücret alacağı isteminin kabulüne, fazla mesai genel tatil ve hafta tatili ücret istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının işçilik alacaklarının davalı tarafından ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı iş akdinin 30.4.2009 tarihinde işveren tarafından feshedildiğini ileri sürmüş; davalı taraf buna karşılık fesih tarihinden yaklaşık birbuçuk ay sonrasında düzenlenmiş 22.6.2009 tarihli ibraname sunarak davacının tüm hak ve alacaklarının ödendiğini, davacının kendilerini ibra ettiğini savunmuştur. Sunulan ibraname üzerine davacı dosyadaki davalı tarafından sunulan belgelerdeki kendi ismi altındaki imzaların kendisine ait olmadığını, bu konuda C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir. Dairemizce Düzce C.Başsavcılığının 2013/3106 sayılı soruşturma evrakı getirtilip incelendiğinde; C.Savcılığınca yaptırılan imza incelemesi sonucunda alınan uzman raporunda diğer bir kısım işyeri bildirgeleri vs. evraklardaki imzanın davacıya ait olmadığı 22.6.2009 tarihli ibranamedeki imzanın davacıya ait olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Şu durumda, 22.6.2009 tarihli ibranamedeki imzanın davacıya ait olduğunu C.Savcılığı soruşturmasında anlaşıldığına göre mahkemece ibraname içeriği konusunda davacı asilin beyanı alınmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yön gözetilmeksizin verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte bulunduğu 13.9.2010 günü açılan davada-o tarihte belirsiz alacak davası olarak adlandırılan bir dava türü olmadığından ıslah dilekçesi ile artırılan miktarlara faiz yürütülmesi istemi olmadığı halde mahkemece ıslahla artırılan miktarlara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ; Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedernlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.5.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy