Mahkemesi : Adana 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 11/02/2014
Numarası : 2012/267-2014/62
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 07/11/2002 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, iş akdinin feshedildiği 06/05/2011 tarihine kadar fiilen çalıştığını, 07/11/2002-31/12/2003 tarihleri arasında Bulvar Şubesinde yetkili, 01/01/2004-06/05/2011 tarihleri arasında Atikop Şubesinde, Şube Yönetmeni olarak net 1.100,00 TL ücretle çalıştığını, ücretlerinin Akbank Kadıköy şubesine yatırıldığını, işyerinde mesainin 07,30 da başlayıp akşam en erken 21,00’de sona erdiğini, haftanın 6 günü bu şekilde çalıştığını, Şube Yönetmeni olması nedeniyle işyerinden ayrılmasının 22-23’ü bulduğunu, fazla mesai yaptırıldığı halde ücretinin yasalara uygun olarak hesaplanıp ödenmediğini, şifahi ihtarlara rağmen yasal hak ve alacaklarının ödenmediğini beyan ederek 8.000,00 TL fazla mesai alacağının faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı; dilekçesinde belirtilen çalışma saatleri aralığını kabul etmediklerini, zira iddia edilen saatlerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının şube müdürü konumunda olduğunu, çalışma saatlerini kendisinin serbest olarak ayarlayabildiğini, işyerinde fazla mesai çalışması yapılmadığını, işyerinde fazla çalışma yapılması halinde maaş bordrolarına yansıtıldığını, maaş bordoları incelendiğinde görüleceği gibi davacının fazlaya dair haklarını saklı tuttuğuna dair itirazi kayıt düşmediğini, maaş bordrolarını imzaladığını, davacının maaşları başta olmak üzere tüm mali haklarının Akbank Kadıköy şubesi aracılığı ile ödendiğini, fazla mesai alacağı tahakkuk ettirilerek maaş hesabına ödendiğini, maaş ödemesi yapılan aylara ilişkin imzasız maaş bordrolarında görülen fazla mesai alacağının banka hesabına yatırılmış ise bunun aksi yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, kaldı davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere davalı işverence Yargıtay’ın tahakkuk bulunan ayların hesaplanma dışı tutulmasına dair ilke kararını bertaraf etmek için her ay düşük miktarda fazla mesai alacağı tahakkuk ettirerek ödediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda dairemiz uygulamasının; davacının tanık beyanlarına göre hak ettiği tüm fazla mesai alacağının hesabının yapılması davalı tarafça yapılan ödeme mahsup edilerek davacının fazla hak ettiği fazla çalışma alacağının bulunmasıdır.
Nitekim bilirkişide buna ilişkin terditli bir hesaplama yapılmıştır. Bu yapılan hesaplama dikkate alınarak bilirkişi tarafından bulunan 10.943.39 TL. fazla çalışma alacağından hakkaniyet indiriminin yapılarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy