Mahkemesi : Konya 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 12/02/2014
Numarası : 2012/86-2014/85
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işverene 01.06.2010 tarihinde evlilik nedeniyle işten ayrılacağını bildirdiğini, 18.05.2010 tarihinde sigortasının işverence kesildiğini, fiili çalışmasının 01.06.2010 tarihine kadar sürdüğünü ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının davalı işyerinde iki ayrı dönemde çalıştığını, ilk dönem çalışmasının 06.03.2008-02.02.2009 tarihleri arasında olduğunu, davacının ilk dönem çalışması sonunda üniversite sınavına gireceğini beyan ederek işyerinden ayrıldığını, davacının ikinci dönem çalışmasının 08.07.2009-18.05.2010 tarihleri arasında olduğunu, davacının 18.05.2010 tarihinde evleneceğini söyleyerek işten ayrıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 01.06.2010 tarihinde işyerinden evlilik nedeniyle ayrılacağını işverene bildirdiği ancak davalının bu tarihi beklemeden 18.05.2010 tarihinde iş akdini feshettiği, feshin bozucu yenilik doğurucu hak olduğu, davalı tarafça önce kullanıldığından davalı feshine geçerlilik tanımak gerektiği, davalının bu hakkını kullanırken haklı bir gerekçe ispat edemediği, feshin haksız olduğu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin bayan işçi tarafından evlilik sebebiyle feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem tazminatı hakkının doğup doğmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında, bayan işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde evlilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde feshedebileceği hükme bağlanmıştır. Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkı, evlilik tarihinden itibaren başlar. Bu hak, sadece bayan eşe tanınmış olup, resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Kadın işçinin evlilik öncesinde bu hakkını kullanması da olanaksızdır. Yine evlilik öncesi çeşitli işlemlerin yapılmasının işe devamsızlık noktasında geçerli mazereti oluşturup oluşturmayacağı her bir olay yönünden değerlendirilmelidir.
Kadın işçinin yasanın tanıdığı fesih hakkını kullanması halinde, kıdem tazminatı talep hakkı doğar. Feshin işverence kabul edilmesi gerekmez. Aynı zamanda işçinin işverene ihbar öneli tanıması zorunluluğu da bulunmamaktadır.
Kadın işçinin, iş sözleşmesini evlilik nedenine dayalı olarak feshine rağmen başka bir işte çalışmaya başlamasının yasal hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı her bir somut olay yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Evliliğin kadına yüklediği toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak yasada belirtilen fesih hakkı tanınmıştır. Çalışma hayatının evlilikle birlikte gereği gibi yürütülemeyeceği düşüncesi, aile birliğinin korunması ve kadının aile ile ilgili görevleri, yasa koyucuyu bu doğrultuda bir düzenlemeye yöneltmiştir. Bununla birlikte Anayasal temeli olan çalışma hak ve hürriyetinin ortadan kaldırılması düşünülemez. Kadın işçinin evlilik nedenine bağlı feshinin ardından kısa bir süre sonra yeniden çalışmasının gerekleri ortaya çıkmış olabilir. Hatta kadın işçi evlilik nedenine dayalı feshin ardından ara vermeksizin başka bir işyerinde çalışmaya başlayabilir ve bu durum evliliğin kadına yüklediği görevlerin yerine getirilmesi noktasında daha olumlu sonuçlar doğurabilir.
Somut olayda; davacı iş akdini evlilik nedeniyle 01.06.2010 tarihinde feshedeceğini işverene bildirdiğini, davalı işyerinde fiilen 01.06.2010 tarihine kadar çalıştığını, ancak işverence sigorta bildiriminin 18.05.2010 tarihinde kesildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatını istemiştir. Davalı ise davacının iki dönem çalışması olduğunu, davacının ikinci dönem çalışmasında iş sözleşmesini evleneceğini söyleyerek feshettiğini savunmuştur. Taraf tanıkları da davacının davalı işyerinde çalışan başka bir işçi ile evlenecek olması ve davacının nişanlısının davacının amiri konumunda olan bir çalışanla davacının çalışmasını istememesi üzerine davacının işten ayrıldığını beyan etmişlerdir. Davacının evleneceğini beyanla işten ayrıldığı davacının kabulü ve tanık beyanları ile sabittir. Davacının sigorta primlerinin eksik yatırılması ve sigortadan daha önce çıkışının yapılması iş akdinin işverence feshedildiği anlamına gelmemektedir. Zira davacı taraf dava dilekçesinde işten çıkışının 18.05.2010 tarihinde bildirilmesine rağmen fiili olarak 01.06.2010 tarihine kadar davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini beyan etmektedir. O halde iş akdinin davacı tarafça 01.06.2010 tarihinde feshedildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Belirlenmesi gereken husus davacı feshinin kıdem tazminatı almaya hak kazanır şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Davacıya ait nüfus kaydı incelendiğinde davacının 29.07.2010 tarihinde evlendiği anlaşılmaktadır. Kadın işçinin evlilik nedeniyle iş akdini feshedip kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için iş akdini evlilik işleminin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl içinde feshetmesi gerekmektedir. Davacının ise iş akdini evlenmeden önce feshettiği anlaşılmakta olup davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy