Mahkemesi : Antalya 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 16/01/2014
Numarası : 2012/349-2014/10
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 21.4.2010 tarihinden Temmuz 2010 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, maaşının net 1.750,00 TL olduğunu, Haziran 2010 ve Temmuz 2010 aylarına ilişkin ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının tüm ücret alacaklarının ödendiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafça ödemeye ilişkin belge sunulduğu, davacı tarafın imza inkarında bulunması üzerine yapılan imza incelemesinde belgelerdeki imzaların davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Yasanın 32'nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece davalı tarafça dosyaya sunulan banka EFT dekontları ve gider pusulaları dikkate alınarak davacının ücret alacaklarına ilişkin davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemenin kabulü yerinde değildir. Davacı taraf Haziran ve Temmuz 2010 aylarına ilişkin ücretlerinin ödenmediğini ileri sürmüş olup davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerin çoğu davacının iddia ettiği Haziran ve Temmuz ayından önceki tarihlere ilişkin olup söz konusu ödeme belgelerinde davacının Nisan ve Mayıs ayı ücretlerinin ödendiğine dair açıklamalar bulunduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan belgelerden yalnızca iki tanesi Haziran ayı sonrasında düzenlenmiş ise de 08.07.2010 tarihli banka EFT belgesinde açıkça davacının Mayıs 2010 maaşının ödendiğinin belirtildiği görülmektedir. Bu durumda davacıya yalnızca 16.07.2010 tarihli banka EFT dekontu ile Haziran 2010 maaşı açıklaması ile 500,00 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. Ücretin ödendiğini ispat külfeti davalı tarafta olup davacıyı talep ettiği döneme ilişkin yalnızca 500,00 TL Haziran 2010 maaşına istinaden ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacının bakiye ücret alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken davacının talep ettiği dönemden daha önce yapılan ve önceki aylara ilişkin ödeme yapıldığı açıkça gösterilen ödeme belgeleri dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy