Mahkemesi : Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 28/01/2014
Numarası : 2013/97-2014/49
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının lojman sorumlusu olması ve kendisinden başka lojman sorumlusu olmaması nedeniyle, sürekli lojmanda kaldığını ve görevinin lojmanda kalan tüm işçilerin giriş-çıkışlarını denetlemek, lojman düzenini sağlamak olduğundan, her gün sabah 05:00, gece 01:00 saatleri arasında görevinin başında kaldığını, bu süre içinde 2 saat yemek ve dinlenme molası kullandığını, haftada 1 gün izin kullandığını, ancak fazla çalışma alacaklarının hiçbir zaman ödenmediğini öne sürerek fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının fazla mesai ücret alacağının bulunmadığını, kendisine yapılan ödemeleri yıllarca tek bir ihtirazı kayıt ileri sürmeden kabul ettiğini, ücret bordrolarını imzaladığını ve banka hesabından ücretini çektiğini, çalıştığı süre içerisinde davalı işverenliğe gönderdiği herhangi bir ihtarın da bulunmadığını, davacının lojmanda temizlik ve düzenleme işi yaptığını, haftanın 6 günü, 1 saat ara dinlenmesi vererek 08:00-16:00 saatleri arasında çalıştığını, davacının lojman memuru olduğunu, konumu ve işyerindeki pozisyonu itibariyle iddia ettiği şekilde fazla çalışma yapmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı yapmış ise süresi ihtilaflıdır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre davacının daha fazla çalışma yaptığı ortaya çıkmakta ise de davacının günlük 3 saat, haftalık 15 saat fazla çalışma yapıldığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır.
Davacının davalı işyerinde lojman sorumlusu olarak çalıştığı, lojman ile ilgilendiği, sürekli lojmanın bakım ve gözetimiyle sorumlu olduğu, lojman düzenini sağladığı tanıklarca anlatılmıştır. Ancak davalı işyeri bir otel olup davacının otelin lojmanında kalan oetlin diğer işçilerine hizmet verdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece otele ait davacı işçinin sorumlu olduğu kaç adet lojman bulunduğu, lojman sayısına göre davacının ne kadar sürede lojmanlara ait işleri yapabileceği araştırılıp buna göre de davacının günlük çalışma süresinin ne kadar olabileceği netleştirilmeden, afaki tanık beyanlarına itibar ile hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
Kabule göre de fazla çalışma ücreti alacağı net miktarlar üzerinden hüküm altına alınmış ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda brütten nete çevrilirken sadece gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmış olup SGK pirimi ile işsizlik primi kesintisi yapılmadan net fazla çalışma ücretinin hesaplandığı rapora itibar edilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy