Mahkemesi : Düzce İş Mahkemesi
Tarihi : 18/02/2014
Numarası : 2011/521-2014/166
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 26.06.2008-27.06.2011 tarihleri arasında formen olarak çalıştığını, iş akdinin fesihten 1.5 ay önce sendikaya üye olması nedeniyle gördüğü baskılar sonucu kendisi tarafından feshedildiğini ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini bildirerek kıdem tazminatı ve sendikal tazminat ile fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının devamsızlık yaptığından dolayı iş akdinin feshedildiğini, sendikal nedenle herhangi bir baskının mevcut olmadığını ve başka bir alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da Toplu İş Sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir.
4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır.
Somut olayda davacı davalıya göndermiş olduğu 27.06.2011 tarihli ihtarname ile kendisine sendikal baskı yapıldığı gerekçesi ile işten ayrıldığını bildirerek ödenmeyen fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin de 3 gün içerisinde ödenmesini istemiştir. Her ne kadar davacı fesihte dayanmış olduğu sendikal nedeni ispatlamayamamış ise de davacının fazla mesai yaptığı, genel tatillerde çalıştığı ve bu çalışmalarının karşılığı olan ücretlerin ödenmediği mahkemenin kabulündedir. Davacının 27.06.2011 tarihli ihtarnamede bu alacakları talep ettiği düşünüldüğünde, davacının fesih nedeni olarak sendikal neden yanında ücretlerin ödenmemesi haklı nedenine de dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının bazı ücretlerinin ödenmediği gerekçesi ile iş akdini haklı nedenle feshettiği bu sebeple kıdem tazminatına hak kazanacağı hususu gözetilmeden, kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 11.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy