Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde üretim sorumlusu olarak çalıştığını, iş akdinin sağlığının bozulması ve bazı işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle kendisi tarafında feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davacının iddialarının doğru olmadığınI, davacı ile yapılan sözleşmeye göre fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödenmediğinin anlaşıldığı, bu sebeple davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle ıslahtan sonra yapılan zamanaşımı savunmasının dikkate alınıp alınmayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Bilindiği gibi, "belirsiz alacak davası" 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda düzenlenmediği halde 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile düzenlenmiş bir dava çeşididir. Kanunumuzda “belirsiz alacak davası”nı düzenleyen hüküm (m.107), İsviçre Medenî Usul Kanununa oldukça paraleldir. Belirsiz alacak davası, Alman Medenî Usul Kanununda açık olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, öğreti ve Alman Federal Mahkemesi tarafından yüzyılı aşkın bir zamandan beri kabul edilmektedir. HMK nun 107' nci maddesinde düzenlenen “belirsiz alacak davası”, İsviçre ve Alman hukuklarında “rakamlandırılmamış alacak davası ”veya “rakamlandırılmamış alacak talebi” ibareleri ile anılmaktadır. Belirsiz alacak davası, hukukî niteliği itibariyle bir eda davasıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için, davacının dava açacağı miktarı ya da değeri, tam ve kesin olarak gerçekten belirleyebilmesinin imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi gerekir. Davacı açılacak davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa, yahut bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Belirsiz alacak davasının açılmasının sonuçlarından biri de zamanaşımının kesilmesidir. (BK m.133/2).Yargıtay'ın bu güne kadar ki uygulamalarına göre zamanaşımı kesilmesi, dava dilekçesinde talep edilen miktarla sınırlıdır ve dava edilmeyen kısım için zamanaşımı kesilmez. Ne var ki, bu kuralı HMK m.107 ile hukukumuza yeni giren belirsiz alacak davası bakımından uygulayabilmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, belirsiz alacak davasının kanun koyucu tarafından usul kanununda düzenlenmesine rağmen (daha başlangıçtan) reddi anlamına gelir. Belirsiz alacak davasında, kısmî alacak davasından farklı olarak, dava sırasında belirli hale gelen alacağın davaya sokulmasına izin verildiğinden, geçici talep sonucu ile açılan belirsiz alacak davasında, ileride belirli hale gelecek olan alacağın tamamı için zamanaşımı kesilmesi sonucu ortaya çıkar. Asgari miktar belirtilerek açılan belirsiz alacak davasında mahkemece yapılan araştırma esnasında alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına (m.141, 319) tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabilir. Yapılan bu arttırım zamanaşımına tabi değildir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiştir. Bunun yanında fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili alacağı istemleri için de HMK m.109/2 anlamında talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Davanın 6100 sayılı HMK yasasının yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olması nedeniyle, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi ve ıslah edilen miktarlar yönünden de zamanaşımının dava açılması ile kesildiği gözetilerek ıslaha karşı yapılan zamanaşımı savunmasının dikkate alınmaması gerekirken hatalı değerlendirme ile zamanaşımı süresinin ıslah tarihine göre belirlenerek hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir. Ayrıca dava dilekçesinde hafta tatili, fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ise bu alacaklar yönünden yasal faizin altında kalmamak koşulu ile en yüksek banka mevduat faizi istenmiştir. Mahkemece bu alacaklara yasal faizin altında kalmamak kaydıyla dava ve ıslah tarihlerinde itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. 4857 sayılı Yasanın 34. maddesi gereğince bu alacaklara en yüksek banka mevduat faizi yürütülür. Zaman zaman en yüksek banka mevduat faizinin yasal faizin altında kaldığı bir gerçektir. 6100 sayılı HMK. 'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gözetilerek dava dilekçesi ile talep edilen bölüm yönünden “en yüksek banka mevduat faizini geçmemek koşulu ile yasal faiz”, yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp ayrı bir bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanma1ıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle hüküm fıkrasının 3. ve 4. bentlerinin silinerek yerine;
"3-Genel tatil alacağı talebinin KABULÜ ile 676.09 TL nin (net) dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizini geçmemek koşulu ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,”
“4-Hafta tatili alacağı talebinin KABULÜ ile 4.619,02 TL nin (net) dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizini geçmemek koşulu ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine,
18.06.2014 gününde oybirliği karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy