Mahkemesi : Düzce İş Mahkemesi
Tarihi : 05/09/2013
Numarası : 2009/601-2013/681
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 17.09.2008-25.09.2009 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğini, sigorta kayıtlarında emekli olması nedeniyle 16.03.2008 tarihinde işten ayrılmış gibi gözükmesine rağmen işten ayrılmadığını ve fesih tarihine kadar kesintisiz surette çalıştığını bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davacının 22.09.2008 tarihinde işe başlayıp 16.03.2009 da emekli olmak suretiyle işten ayrıldığını, aynı yıl içerisinde 17.08.2009 tarihinde tekrar işe başlayıp 12.09.2009 tarihinde işten yine kendi isteği ile ayrıldığını ve başka bir alacağının da bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının çalışma süresi ve buna bağlı olarak da kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir.
Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye dahil edilir.
İşçinin işyerinde çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporlarının kıdem süresine eklenmesi gerekir. İşçinin çalıştığı sırada bir defada ihbar önelini altı hafta aşan istirahat raporu süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı, kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamasıdır.
İşçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler de, kıdem süresinden sayılmamalıdır. Örneğin ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatına esas süre bakımından dikkate alınmaz.
Somut olayda davacı 17.09.2008-25.09.2009 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının 22.09.2008-16.03.2009 tarihleri arasında çalışıp emekli olmak suretiyle işten ayrıldığını, 17.08.2009 tarihinde tekrar çalışmaya başlayıp 12.09.2009 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını savunmuştur. Gerçekten de dosya içeriği ve tanık beyanlarına göre davacının 16.03.2009 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı ancak bu tarihte işten ayrılmayıp işe devam ettiği sabittir. Davacının işten ayrıldığı tarih belirli değildir. Bu konuda davacı tanıklarının Ağustos ayının sonuna kadar çalıştıklarından bahisle davacının ne zaman işten ayrıldığı konusunda bilgi vermedikleri anlaşılmaktadır. Diğer yandan dosyada bulunan 12.09.2009 tarihli ibranameye göre davacının işten ayrılış tarihi 12.09.2009'dur. Yine dosya içerisinde bulunan Eylül ayı bordrosunda 15 günlük ücret tahakkuku mevcut olup, davacı ücret alacağı talebinde de bulunmamıştır. Tüm bu olgular bir arada değerlendirildiğinde, davacının kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için doldurması gereken 1 yıllık sürenin bitiş tarihi olan 22.09.2009 tarihine kadar çalıştığını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden, kıdem tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 11.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy