Mahkemesi : İzmir 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 23/01/2013
Numarası : 2011/666-2013/37
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 20.08.2001 yılından bu yana davalı işletmede üretim işçisi olarak çalıştığını, davacının Toplu İş Sözleşmesinden faydalandığını, davacı müvekkili ile yaklaşık yüzyirmi işçinin iş sözleşmesinin davalı tarafından askıya alındığını, bu işçilerin bir süre sonra davalı tarafından çağırılmaya başlandığını, ancak yirmi işçinin iş sözleşmesinin askıda oluğunu, işçilerin işe çağrılma şekline uyulmadığını, daha az kıdemli ve verimli olmalarına rağmen bir kısım işçilerin işe çağırıldığını, askı hali sona erdirilip işe çağırılan işçilerin davacıdan daha az kıdemli işçiler olduğunu, davacının iş sözleşmesinin askı halinin sona erdirilmesi için davalı işyerine ihtarname çektiğini, tebliğine rağmen cevap verilmediğini, davalı işyerinin zımmen eylemli olarak davacının iş sözleşmesini feshettiğini, bu sebeplerle kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı ve eşit davranmama tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, davacı işçinin iş sözleşmesinin askıya alınan yüzyirmi üç işçiden biri olduğunu, ihtiyaç duyulan bölüme göre işçilerin işe çağırılmaya başlandığını, bunun Toplu İş Sözleşmesine uygun olarak yapıldığını, davacının yaptığı işle ilgili ihtiyaç duyulmadığı için erken çağırılanlar arasında işe çağırılmadığını, davacının sendikal sebeplerle işe çağırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, tüm askıdaki işçilerin işe çağırıldığını ancak davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiği için işe başlamadığını, Toplu İş Sözleşmesinde bahsedildiği gibi üç günlük bir sürenin olmadığını, Toplu İş Sözleşmesi 60. maddeye göre dört ay içinde işe davet edilmeyen işçilerin müracaat etmeleri halinde iş sözleşmelerinin işverence feshedilmiş sayılacağının belirtildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından, işe davet edilmediği için eylemli olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi statüsünde çalışıp çalışmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesi'nin 60. maddesinde davacı ve aynı durumda olanları mevsimlik işçi olarak nitelendirdikleri ve bu işçilerin işe çağırılma usul ve esaslarının düzenlendiği görülmektedir. Toplu İş Sözleşmesinin sözkonusu hükmüne göre mevsimlik işçilerin işe çağırılması hususunda işverene dört aylık bir süre tanınmıştır. Buna göre işveren mevsimlik işçi statüsünde çalışmaları sebebiyle iş sözleşmelerini askıya alınmış olan işçilerin dört aylık süre içerisinde ve bu dört ay doluncaya kadar her zaman çağırma imkanına sahiptir.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi 04.05.2011 tarihinde askıya alındığı, davanın ise Toplu İş Sözleşmesinde işverene tanınmış olan dört aylık süre dolmadan 25.08.2011 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. İşverenin davacıyı işe çağırıp çağırmayacağı ancak dört aylık sürenin dolmasından sonra belli olabilir. Bu süre dolmadan askıda olan iş sözleşmesinin feshinden söz edilemeyeceğinden davacının feshe bağlı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken belirtilen yönler dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya tarafa iadesine, 08/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy