Mahkemesi : Bursa 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 05/03/2014
Numarası : 2013/388-2014/98
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı şirketin davalı idarenin taşeronu olup personelin işe alınıp hangisinin çıkartılacağı davalı idare tarafından belirlenmekte, güvenlik görevlilerinin emir ve talimatlarının davalı tarafından kendi personeli olan güvenlik sorumlusu ile yine kendi personeli olan sivil savunma uzmanı tarafıdan verildiğini, iş sözleşmesinin haklı bir sebep bulunmamakta iken tamamen keyfi olarak işten çıkarıldığını belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İdare vekili, davacının, idarenin personeli olmadığını, özel güvenlik hizmet alım işinin uhdesinde bulunan davalı şirket elemanı olarak çalıştığını, işten çıkarılması hususunda idarenin, yükleniciden herhangi bir talebi olmadığını, idare ile yüklenici arasında 31.12.2012 tarihinde imzalanan hizmet alım sözeşmesi eki özel Teknik Şartnamenin 14.2. maddesi uyarınca işyerinde görev yapmakta olan yüklenici personeli özel güvenlik amiri H.. K..'ın bu hizmetin mahiyetine uygun olmayan davranışları tespit edildiğinden tesislerde çalıştırılması uygun görülmemiş ve bu husus bir sureti ekte bulunan 10.4.2013 tarihli yazı ile yükleniciye firmaya bildirilmiş olduğunu, 2 gün içinde görevden çekilmesi istenildiğini, görevden çekme talebinin sözleşmeşe dayalı bir hakkın kullanımı olup işten çıkarma talebi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının davalı idare ile imzalanan 31.01.2012 tarihli sözleşme ve diğer sözleşmeler kapsamında 01.02.2012 -18.4.2013 tarihleri arasında çalıştığını, şirketin ihale ile aldığı işte davacıyı çalıştırdığını, ilgili idarenin asıl işveren olduğunu, asıl işverenin sadece denetim yetkisi olduğunu ancak davalı idare ile güvenlik hizmetini alan şirket arasında imzalanan teknik şartnameler, kurumlar arası yazışmalar incelendiğinde işçi alım ve çıkarımında taşeron firmaların işçiler üzerinde yönetim hakkı bulunmadığını, dolayısıyla gerçek anlamda asıl-alt işveren ilişkisinin söz konusu olmadığını, davalı idarenin Teknik Şartnamenin 14. 2 maddesi uyarınca davacının işine son verilmesi için 10.04.2013 ve 22.04.2013 tarihlerinde iki resmi yazı gönderdiğini, davalı şirketin ise cevaben 17.04.2013 tarihinde yazı gönderdiğini, idare ile şirket arasında gerçek anlamda asıl-alt işveren ilişkisi söz konusu olmadığından şirket açısından davanın husumetten reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu belirtilerek davacının davalı idareye iadesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olduğundan feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında DSİ 1.Bölge Müdürlüğü Merkez Sitesi ve ek tesislerinin malzemeli ÖGG hizmetleri alım işi olduğu, güvenlik işinin davalı idarenin yardımcı işi niteliğinde olduğu, teknik şartnamenin 14.2. maddesi ile hizmet alım sözleşmesi ve eklerindeki hizmet alan idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü düzenleyen hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde aralarındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olarak kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı İdarenin, Teknik Şartnamenin 14.2.maddesine dayanarak ancak gözetim ve denetim yükümlülüğünün üzerine çıkacak şekilde davacının ismini belirterek görevde alınması yerine ise bir başka tesiste özel güvenlik görevlisi olarak çalışan U.O.Ç'nin görevlendirilmesi istemine dair 10.04.2013 tarihli yazısına davalı şirket tarafından gerek İş Kanunu ve gerekse de hizmet alım sözleşmesi ve ekleri uyarınca b udeğişikliğin sorunlara neden olacağı, bu değişiklikten sonra meydana gelecek tüm güvenlik zaafiyetlerinden idarenin sorumlu olacağını belirterek cevap verdiği görülmüştür.
Dolayısıyla idarenin gözetim ve denetim ile işin hizmet alım sözleşmesi ve ekleri kapsamına uygun yürütülüp yürütülmediğine kontrol etme yükümlülüğü bulunmakta olup 10.04.2013 tarihli idare yazısı ile tek başına muvazaa olgusunun kabulü hatalıdır.
Hal böyle olunca davalılar arasında usulüne uygun asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu, feshin haklı ya da geçerli nedenle yapıldığının davalılar tarafından ispatlanamadığı görülmekle mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir.
Bununla birlikte asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınarak işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden birlikte sorumlu tutulmaları gerekirken mahkemece eksik inceleme ile muvazaanın kabulü ile davacının asıl işveren olan davalı idare bünyesinde işe iadesine ı şeklinde karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile,
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davalı alt işveren E.. Özel Güv.Kor.Eğt.Hizm.Ltd Şti tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının adı geçen alt işveren işyerine İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı alt işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminattan her iki davalının birlikte sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için davalı alt işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5.Alınması gereken 25,20 TL harçtan peşin alınan 24, 30 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,90 TL harcın davalı İdare harçtan muaf olduğundan davalı şirket E.. Özel Güv.Kor.Eğt.Hizm.LtD Şti'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6.Davacının yapmış olduğu 79,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 52,35 TL peşin harç giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1500,00TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
9.Davalı şirketten temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 24/06/2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy