Mahkemesi : Mersin 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 06/02/2014
Numarası : 2012/454-2014/20
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, işverenin haklarından feragat ettiği ve iş akdinin feshini içeren bazı evraklar imzalatmak istediğini, imzalamayınca iş akdinin 24.03.2012 tarihinde haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarını talep etmiştir.
Davalı, davacının iş yerine 19/03/2012, 20/03/2012 ve 21/03/2012 tarihlerinde hiçbir mazeret bildirmeksizin gelmediğini, iş akdine 22/03/2012 tarihinde devamsızlık sebebiyle haklı neden ile son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davacının kendisinin istifa ettiğini fakat fazla çalışma alacağı, genel tatil alacağı ve kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu belirlendiğinden davacının sözleşmeyi haklı nedene dayalı olarak feshettiği kabul edilerek ihbar tazminatı talebinin reddine diğer alacak taleplerinin kabulüne karar verilmiştir
Taraflar arasında davacı işçinin fazla mesai çalışması yapıp yapmadığı ve buna bağlı olarak iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedilip edilmediği uyuşmazlık konusudur.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda 19/03/2012, 20/03/2012 ve 21/03/2012 tarihlerinde davacının işe gelmediğine ilişkin tutanaklar mevcuttur. Davalı tanığı ve aynı zamanda tutanak tanığı V.. K.. davacının işe gelmediğini doğrulayan beyanlarda bulunmuştur. Davacı dava dilekçesinde 24.03.2012 tarihinde işten çıkarıldığını beyan ettiği halde davacı tanıklarından S.. A..’un 04.12.2012 tarihindeki duruşmada “29.03.2012 tarihinde işten çıkarıldım” şeklindeki beyanı ile yine davacı tanığı olan İ.. H..in işverene karşı aynı olaydan dolayı açmış olduğu Mersin 4. İş Mahkemesinin 2012/710 Esas sayılı dosyasının 22.01.2013 tarihindeki duruşmasında tanık S.. A..’un “ 19’undan itibaren işe gitmedik “ şeklindeki beyanı ayrıca SGK işten ayrılış bildirgesinde davacının işten çıkış tarihi olarak 22.03.2012 tarihinin gösterilmiş olması nedeniyle davacı ve davacı tanıklarının çelişkili beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacıya imzalatılmak istenen belgelerin ne tür belgeler olduğunu ya da belgelerin içerisinde iddia edilen ibraname türü belgelerin olup olmadığını da davacı ispat edememiştir. Bu nedenlerle iş akdinin davacı tarafından 19.03.2012 tarihinde eylemli olarak feshedildiği sabittir. Yıllık izin fesih ile ücrete dönüşeceğinden ve yıllık iznin ne zaman kullandırılacağı işverenin yönetim hakkı kapsamında olup davalının kullandırılmayan yıllık izin süresi nedeniyle yıllık izin ücretinin bulunması ve ödenmeyen ulusal bayram genel tatil alacağınında çok az miktarda olması nedeniyle bu alacakların ödenmemiş olması işçiye haklı fesih hakkı vermez.
Fazla çalışma alacağına gelince; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 6 gün boyunca hafta içi 08.30-18.30 saatleri arası 1 saat ara dinlenmesi yaparak, Cumartesi günleri ise 8.30.-17.00 saatleri arası 1 saat ara dinlenmesi yaparak ve hafta içi 3 gün ise normal mesaiden sonra 19.30 a kadar 3 saat fazla çalışma yaparak toplamda haftada 10,5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir. Mahkemece davacının fazla mesai alacağı hesaplaması yapılırken davacı tanık beyanlarına itibar edilmiştir. Ancak davacı tanıklarının davalı işverene karşı aynı iddialar ile açmış oldukları davaları bulunmaktadır. Bu nedenle işverenle husumetli olduklarından beyanlarına itibar edilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş davacının fazla mesai alacağını davalı tanık beyanları ile sınırlı olmak üzere hesaplayıp fazla çalışma alacağı çıkarsa sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği kabul edilerek kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağını hüküm altına almaktır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20.10.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy