Mahkemesi : Bakırköy 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 27/12/2012
Numarası : 2010/722-2012/682
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Sağlık Bakanlığı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı, davalı bakanlığa bağlık Bakırköy Devlet Hastanesinde 16/08/1997 tarihinde davalı şirketlere bağlı temizlik görevlisi olarak çalışmaya başladığını, emekliliğe hak kazandıktan sonra bir süre daha çalıştığını, 30/07/2010 tarihinde emeklilik nedeni ile işten ayrıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı, davacının davalı idarenin değil temizlik ihalesini alan yüklenici şirketlerin işçisi olduğunu, işçilik alacaklarından yüklenici şirketlerin sorumlu olduğunu, davalı idare bakımından davanın husumetten reddi gerektiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı şirketler, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır.
4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda; dosyada mevcut emeklilik tahsis kararından davacının 30.01.2007 tarihinde işten ayrıldığı ve aynı tarihte yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, akabinde davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı görülmektedir. Davacı emekli olduktan sonra çalışmaya devam ettiğini ileri sürmüş mahkemece davacının 30/07/2010 tarihine kadar kesintisiz olarak davalılara ait işyerinde çalıştığı kabul edilmiştir. Hizmet cetveline göre davacının 30.01.2007 tarihinde işten ayrıldığı, 01.02.2007 tarihinde yeniden aynı işyerinde çalışmaya başladığı görülmektedir. Davacı emekli olduğu 30.01.2007 tarihinde emekli olduğuna göre emeklilik nedeniyle bu tarihte iş akdini feshettiğinden bu tarihe kadar olan kıdem tazminatını alabilir. Ancak davacının 30.01.2007 tarihinde çıkışı bildirilip 01.02.2007 tarihinde yeniden işe girişi bildirilerek çalışmaya başladığı görülmekle davacının çalışması kesintiye uğramıştır. Bu nedenle davacının 01.02.2007 tarihinden sonraki çalışmasının hangi nedenle son bulduğu araştırılıp 01.02.2007-30.07.2010 tarihleri arasındaki çalışması için sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece davacının çalışması kesintisiz kabul edilerek tüm süre için kıdem tazminatına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı Sağlık Bakanlığı’nın harçtan muaf olduğu düşünülmeksizin harçtan sorumlu tutulması hatalı olup bu husus ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 22/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy