Mahkemesi: Konya 3. İş Mahkemesi
Tarihi: 31/12/2013
Numarası: 2012/348-2013/543
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı, davalılar nezdinde 01.02.2009-03.11.2011 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı şirketlerin aynı şahıslara ait olduğunu, iş akdinin kendisi tarafından onayı alınmadan başka bir şehirde görevlendirilmesi ve fazla mesai ücreti alacağının ödenmemesi nedenleriyle sonlandırıldığını, bir gün gece bir gün gündüz 12'şer saat çalıştığını bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret,fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının yapılan sözleşmede başka yerlerde çalışmayı kabul ettiğini, buna rağmen görev yeri değişikliğini kabul etmeyerek devamsızlık yapmak suretiyle işten kendisinin ayrıldığını, bu hususta tutanak tutulup ihtar gönderildiğini ve davacının başka bir alacağının da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının fazla mesai ücreti alacağının bulunup bulunmadığı, ve buna bağlı olarak da kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla mesai ücreti 24 saat çalışma, 24 saat dinlenme şeklinde yapılan çalışmalarda uygulanan Yargıtay kararlarında ki ilke ve yöntemler çerçevesinde yapılmıştır. Oysa dosyada dinlenen tüm tanıklar davacının 12 saat çalışıp 24 saat dinlendiğini beyan etmişlerdir. Fazla mesai ücretinin bu çalışma düzenine göre hesaplanıp fazla çalışma ve kıdem tazminatı talebi hakkında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Davacının ücret alacağı talebi de bulunmaktadır. Bu konuda bir karar verilip, karara göre taraflar yararına vekalet ücretine de hükmetmek gerekirken, davacının ücret alacağı istemi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş olması da hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 25.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.