Mahkemesi : Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 27/12/2013
Numarası : 2013/348-2013/807
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, fesih bildiriminin 08.01.2013 tarihinde yapılmış olup 1 aylık hak düşürücü sürenin 08.02.2013 tarihinde dolduğunu davanın ise 03.04.2013 tarihinde açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın yasal 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, fesih bildirimine karşı davacı vekili, 08.01.2013 günü fesih yazısının imzalatılmadığını, işine son verildiği gün yani 05.03.2013 günü okumasına izin verilmeyen bazı belgeleri imzaladığını, okumasına izin verilmediği için de içeriğini öğrenemediğini söz konusu belgenin dosyaya sonradan konulması nedeniyle yeni öğrendikleri bu belgeye karşı tanık dinletmek istediklerini" beyan ettiği görülmüştür.
Davacı asil de 26.12.2013 tarihli duruşmada beyanında 08.01.2013 tarihli fesih bildirimini 05.03.2013 tarihinde imzaladığını, işten çıkarıldığı gün kendisine apar topar bazı belgeler getirildiğini bu belgeleri imzalaması istendiğini, bu aşamadan önce işten çıkartılacağını bilmediğini için 05.03.2013 tarihinde birden bire kendisine yapılandırma dolayısı ile küçülmeye gittiklerinden bahisle işten çıkartıldığının söylendiğini ve şok olduğunu, eski personel olması dolayısıyla çıkartılması karşısında şok dolayısıyla gösterdikleri belgeleri okumadan imzaladığını, kendisine kesinlikle iki ay önceden üç ay önceden herhangi bir belge imzalatılmadığını, işten çıkartılacağının daha önceden bildirilmediğini beyan etmiştir.
Ayrı durumada davacı vekili fesih bildirim belgesinin aslının getirilmesini, antetli bir kağıt olmasına rağmen özellikle tarihin altına kaşe vurulduğunu, bu tarihin sonradan eklendiğinin düşünüldüğünü de beyan etmiştir.
Mahkemece, davacı vekili ile davacı asilin beyanları üzerinde durulmamıştur.
Özellikle geçmişe dönük olarak imzalatıldığı/ya da imzanın sonradan eklendiği iddiasının ispatına yönelik olarak davacının göstereceği/gösterdiği tanıklar dinlenilmeden ve fesih bildirim belgesinin aslı getirtilmeden karar verilmesi hatalıdır.
Bu kapsamda ayrıca ibraneme altında imzası bulunan tutanak mümziilerinin de tanık olarak dinlenmek suretiyle davacının işten çıkarılma tarihi/fesih bildirim tarihinin belirlenmesi gerekmektedir.
Ayrıca davalı işveren tarafından davacıya kıdem ve ihbar tazminatı tahakkuku yapılması, davacının ve davalı vekilinin dava ve cevap dilekçelerinden kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğinin anlaşılması, fesih bildiriminde ise bildirimli olarak fesih yapıldığı ( 4857 SK 17 Mad.göre) hususunun da belirtilmemiş olması da işveren yönünden çelişkili bir davranış olmuştur.
Dolayısıyla davacının fesih bildirimini tebliğ aldığı tarihin tereddütsüz olarak belirlenip sonucuna göre fesih bildiriminin davacının iddia ettiği gibi 05.03.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunun tespiti halinde feshin geçerli olup olmadığı araştırılmalı, aksi halde ise şimdiki gibi davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmelidir.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın ve eksik araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 03.06.2014 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy